26 Nisan 2013 Cuma

beni sevmiyor musun

Aşkım akşam hazır annemde bizdeyken dışarı çıkalım ikimiz gezeriz biraz ?
- hmm
Hm ne?
- Karıcım akşam kadıköy'e gideyim diyorum atmosferi bir koklayayım, moda gireyim?
 yani ?
- yanisi yok gidiyim ?
piki git aşkım
- ??
n'oldu be
- sen beni sevmiyor musun artık? hemen git dedin trip yapmadın
ahahaha Supermario şaşırdın kendini seviyorum çok deli gibi hem de
- ee niye hemen git dedin
hahaha trip yapsam kabahat yapmasam kabahat mutlulugunla mutlu olmayı öğrendim sevgilim yetmez mi.
-11 sene sonra mı :D
evet kötülük mü haha
- teşekkür ederim karıcım seni seviyorum çok.
ben dee kocaman, çok eğlen olur mu.




16 Nisan 2013 Salı

ilk cümle

Canım bebi,
çakma supermario'm
küçük erkeğim,
babası ne yaparsa yapan oğlum.
evde iki supermario var gibi hissediyorum artık.

O ne yaparsa onu yapıyorsun. Hareketlerinden tavırlarına mimiklerine kadar küçük supermariom oldun sen benim. İlk cümlende evde en çok bahsi geçen şeyden oldu tabii.

 iki kelimeden oluşuyor sayabilirim bunu .birisi haykırış bile olsa onu cümle kabul edeyim değil mi?

Minik tırtılım ilk cümlen taa içinden neredeyse böğründen koparak gelen ellerini havaya yumruk yaparak kaldırıp Gol bieee gol bieee gol beeee diye bağırman oldu. Ne diyor dedim bir daha söylettirdim bir daha bir daha derken futbol topunu görür görmez başlıyorsun. Fenerbahçe logosunu farketmen de aynı dönem. Sarı lacivert ne görsen baba diyordun şimdi addah diyorsun. Stadın ordan geçerken alarmına basılmış düdük gibi addah addah diye alarma geçiyorsun. 20 Mart 2013.

Supermario'nun en çok istediği şeydi kendi kadar koyu bir fenerbahçe'li olman. Yolda geçerken herhangi bir yerde tv açık ve maç varsa sen avazın çıktığı kadar gol bieee gol beee diye bağırınca etraftan nasıl güldüklerini anlatamam.

canım oğlum dillendikçe tadından yenmez olmaya başladın sen. Şikayet bile ediyorsun. İstediğin şeyi yapmmana Supermario izin vermediyse bana ağlayarak gelip baba gılli gılli diyorsun hahaha kopuyoruz. Otorite yerle bir :))

4 Nisan 2013 Perşembe

yarın bile özledim

Çok özlüyorum seni canım oğlum.

Bu aralar daha bir düştük birbirimize. Sen büyüdükçe iletişimimiz daha güçleniyor.  Her geçen gün kalbim kalbine biraz daha hızlı akıyor sanki.

 İstiyordum ki peşinde gölge gibi dolaşan bir anne olmayayım sen birey ol kendi işini kendin hallet. Olmaya başladı sanki bebi. Herşeyi kendi yapmaya çalışan, etraftan yardım almadan halletmek için inatlaşan minik bir adamsın. Kulağının kenarı da bana benziyor diye dolaştığım 20aylık maceramızda işte bu dediğim gurur duyduğum anlar oluyor bu hallerini görmek meleğim.

Beni anladığını, benden birşeyler istediğini, bana ihtiyacın olduğunu bilmek öyle deli bir duygu ki. Bazen çok güçlü bazen yetemeyecekmişim gibi hissediyorum sana.
Güzel gülen yüzün, bembeyaz pamuk tenin, ellerinin üzerindeki minik çukur gamzeler hepsi ayrı ayrı aşk oldu bana..

Babanla her sabah seni birbirimize anlatıyoruz işe gider gitmez. Evden önce ben çıktığım için o seninle başbaşa 1,5saat daha fazla kalıyor nasıl kıskanıyorum belli değil. 

Sabah uyandığımızda koynumuza koyduğun ayaklarınla güne başlamak.. Miss kokun..

 cidden anne olmadan anlaşılmıyormuş.. ve annelik nasıl güzelmiş bebi. 

tavuğa, kuşa böceğe Garga ( karga) demene, utanıp ellerinle yüzünü kapatmana, yüzündeki mahcubiyete, Su damlası akarken şaşırmana, sıradanlığın sende yarattığı hayrete, kızmana, gülmene her haline bayılıyorum.

Bence sen çok fazla özelsin. Çünkü benim minik oğlumsun. Seninle iki canlı oldum ben kelimeler yetmedi yazmaya doyamadım yine yanında olmaya yüzüne bakmaya. 

Ve ben..

dün gece sevgilime ve oğluma sarılıp uyudum.. daha büyük bir huzur yok hayatta...