bebi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2013 Pazartesi

yarım konuşmak

top : dop
su: şhu
babaanne: mamanni
anneanne: anane
zehra: gudüv:
baba adı öbür
baba gitti : baba hitdi
git: dit
kaç yaşasındasın : didi ( iki)
otur: oduy
gel: del
bitti: biddi
adın ne : hügga
ebru: ebyu
allah allah: ayyah ayyah
hadi be: hadi nee
acı: aciyy
1-2-3 : bi di
mutfak: mudlak
aşkım: akkım
nurdan: nunu
hala: aya


Annecim bu yarım yamalak şebelek maymunu konuşmana ölüyorum cümle kurmaya da başladın. cumartesi günü "anne baba hitdi" ilk cümlen oldu. sonra bunun anneanne babaanne dede hala nunu versiyonlarını arda arda sıraladın. Sanırım iplik sökülmeye başladı nihayet :)) Her söylediğimizi yarım yarım söylüyorsun ilk aklıma gelenleri yazdım unutmadan. Ekliycem üzerine akşam eve gidip seni mıncırdıktan sonra kalanları

21 Ağustos 2013 Çarşamba

atlantis

Pazartesi
İş çıkışı direkt anneme, bebi'nin yanına gittim.
Supermario biraz mesaiye kaldı ama çok geç olmadan 8'e doğru geldi.
Anneme çiçek almış gelirken. Annem çok mutlu oldu görünce. Ben de çok sevindim.
Fazla durmadık indik hemen arabaya. Bir baktık koltukta bir demet de bana almış.

Cevo'ya geçtik. Bebi'nin 2 gündür yanında olmayışımızın acısını oyun parkı ile çıkaralım diye.
Önce yemek yedik sonra atlantis'e geçtik. Bayadır gitmiyorduk yeni bir sürüüü oyuncak gelmiş.
Hem supermario hem ben hem bebi için eğlenceli bir lunapark akşamı oldu.
Geç olmadan eve dönelim dedik ama yine saati 22:00 yaptık çıktığımızda.
Lador'da bebi uyur diyorduk ama uyumadı eve kadar bekledi. Arabadan inince bidt dii (bitti) diyor :)

Eve girdik sarı kafa hemen emziğinin peşine düştü uyku gözünden akıyor emmi ve şu ( emzik ve su) yanına alıp yatağa geçti. Yanına yatıp birbirimize sarıldık. Sonra o sıkıldı yüzüstü yatıp elini yastığın altına soktu bebekliğinden beri yaptığı gibi ve 5 dakikaya kalmaz tırtıngen olmuştu.

Böyle anlarda erken uyutup salona girenin havası çok olup statusu artıyor bizim evde.
Supermario vayyy diye başladı hemen ben koltuklarım kabarık uyku sırasını çabuk savmanın haklı gururuyla oturdum.

salı
dün akşam nasıl geçti haberim yok. iş çıkışı Aslı'lara geçtim bebi ve esla oynadılar. Sonra supermario geldi biraz takıldı oradan yeeni eve uğradık. Sonra eve geçtik 1saat rzl'le telefonda konuştuk makara gırgır derken zaten ben toktum 2tabak ama bildiğin yemek tabağı dondurma yedim. carte d'or çilek çikolata kaymak üçlüsü olan kutu bu yaz benim en büyük arkadaşım oldu. takıldım mı takılıyorum serimin en başını çekti. koca kutuyu kendi başıma bitirdim.
Kendim tokum bebi'ye zaten babaannesi yedirmiş supermario'yada tok muamelesi yapmıştım ki çocuk açlıktan ölüyormuş. Hemen hızlıca ona bir şeyler hazırladım ama saat çoktan geçmişti. Biraz bebi ile oynadık öpüştük koklaştık uyku saati geldi. Sıra supermario'da olduğu için digiturk iQ'dan yalan dunya'yı açıp izlerken uyuklamışım. Uyanıp bebiyi uyuturken kendi de uyuyan supermario'yu uyandırdım yanıma geldi bugün pasaportunu uzatmak için emniyete gidecekti. İşleri yoğunmuş iptal mi etsem diye bana sormuş bende etme demişim baya bir konuşmuşuz. O sormuş ben cevaplamışım ??
ama ben hiçbirini hatırlamıyorum. Uykulu halde yaptığım diğer hiç bir konuşmayı hatırlamadığım gibi.
Uyur gezer değilsem de uyur konuşur bir insanım ( hem annem hem supermario söylüyor ben de böyle olduguma inandım artık el mahkum)

19 Ağustos 2013 Pazartesi

dün

Dün gece bebi anneannesi'nde kaldı.
Biz eve sabaha karşı sürünerek girdiğimizden ve sabah işe kalkmak zorunda olduğumuzdan, resmen yatağa ayağımızı soktuğumuzda uyumaya başlamıştık.


Sabah oldu evden çıktım, burnumda tütmeye başladı kokusu.
Öğlen yemeğinde bir koşu gittim yanına.

Cumartesi yine geç bir saatte Marketten 50'lik bez alıp çıkınını eline tutuşturup anneme bıraktığımızdan çok kıyafet yoktu yanında. Ablam niso'mun taa 15 yıl önceki sakladığı kıyafetlerinden çıkartmış.

Bugün gidince üzerinde pespembe çıtçıtlı badi ile dolaştığını görünce pek güldüm haline.

Beni görür görmez hemen supermario'yu sordu. Genelde eve birlikte girdiğimiz için hep gözleri  arıyor baba çalışıyor değince, dışarı çıkmak istedi. Balkona gidip kuzenine bağrıyo ebyuuu  (ebru) sanırım 10 kere söyletmişimdir öyle tatlı ki konuşması yarım yarım.

Supermario'yu arayıp konuşturdum. Fasülye yediğini anlatmaya çalıştı telefonda.
sarılmaları, masanın ayaklarında ce ee oynaması çamaşır sepetiyle evde sürünmesi mutluluğuyla 1saat 5 dakika gibi geçti ve işe dönmek zorunda kaldım.

Akşam olsun yanında olabileyim diye saat sayıyorum şuan.


13 Ağustos 2013 Salı

1yıl önce 1 yıl sonra


* - Bundan bir yıl önce supermario bana yalnız tatile gitmek istiyorum dese direkt boşanalım der kesip atardım.
Şimdi gidilebilir geliyor?
Aklına karpuz kabuğu sokmaya gerek yok tabii :D
Hani bir gün talebi olursa hala bu ruh halindeysem izin veririm yani.

* - İş yerinden sevdiğim arkadaşlarımdan biri bu gezi parkı zımbırtısı yüzünden çıkarıldı çok mutsuzum

* - ayfertito izinde hala onu çok özledim.

* - Pno bize çok yakına taşındı, sık sık görüşüyoruz. geçen kıyafetlerimi ayıkladık. bana olmayanları ona verdim 34 beden her şey cuk diye oldu. Onun kıyafetleri de bana olsa keşke nerdeee . Sanırım bir daha hiç 34 beden olamıycam. ümidimi kestim. Geçen sene bebi'nin ilk yaş gününde 34müşüm o zaman giydiklerim şimdi kasıyor ciddi ciddi.

* - Sln'le kız partisi verdik geçen akşam. 7 kız olduk toplamda. rakam tek olunca Nsl'i fasülye oldu her oyunda:))) bu komik ismi de anlatsam şimdi hiç komik olmayacak olan o an çok güldüğümüz klasik makaralarımızdan birinde taktık. Menüyü belirledik erkekler evden gitti biz de güzel bir yemek yedik önce sonra dvd 'ye en ağlak aşk filmini takıp salya sümük ağlaya ağlaya izledik. Ardından da genelde kızlı erkekli oynadığımız katil kim oynadık. çok güzel bir geceydi.

* - Bebi'yle aşkımız çok büyüdü. Dillendikçe daha da tatlı oluyor dün annemle aramıza alıp trablusgarp dedirtmeye çalıştık gabadi dedi:D  söyleyemediği kelimelere başka uyduruk şeyler diyor.

* - Bire bir çakma supermario oldu bebi. koltugun üzerine elinde dergi ile çıkıp tavandaki sinek'i öldürmek için zıpladı. indi aşağı bu sefer bebi çıktı aynısını yapmaya. tripler el kol hareketleri aynısı.

* - bu akşamdan için dün Eek mesaj yazmış yarın bizdesiniz yemeğe diye ama hiç gidesim yok. Deniz kenarında olmak istiyorum.

8 Temmuz 2013 Pazartesi

dün bugün

Kaşı Beyaz'ın kahvaltısını çok kişiden duymuştum güzel diye. Bir kesim o kadar para verilmez bir kesim değer diyordu. Dün yani pazar sabahı taa Florya'ya gittik Kaşı Beyaz için. Dedikleri kadar vardı yok yoktu gerçekten. Ama beni en çok oyun alanı cezbetti. Jetonla oynanan envai çeşit oyuncak ücretsiz ve hepsinin başında kızlar çocuklarla yemeklerini yedirmesine kadar ilgileniyor. Develi'de de oyun alanı var ama buranın 3'te1i etmez. Buranın bahçe oyun parkı ayrı içerideki game center'ı ayrı güzeldi. Bebi'nin Supermario'ya düşkünlüğünü geçersem eğer son zamanlarda en rahat geçirdiğimiz vakit oldu. Biz rahatça kahvaltımızı yaptık o da gönlünce oynadı.
Ben de yorumumu yapayım kesinlikle değer. Verilen paranın hakkını hem sonsuz kahvaltı çeşidi ve lezzetle hem de ambiyansla çıkarıyorlar.

 3,5 gibi oradan kalkıp Aqua Florya'ya geçtik. O nasıl bir manzara. Güneş'in tepede olduğu bir anda ve karnımız tıka basa dolu gittiğimiz için açık alandaki cafelerin manzaraya karşı tadını çıkaramadık ama çok çok beğendik.

  Bugün ise Supermario ve Bebi baş başalar evde. Bebekliğinden beri çok kere ikisi kaldılar tüm gün. Supermario bebi'ye yalnız başına bakmaya alışık. Anneanne veya babaanne'nin işi olduğunda ya da ben izin alamadığımda hep Supermario izin alıp ilgilendi bebiyle. Zaten çoğunlukla bebi supermario'ya yapışık şekilde yaşadığı için zorluk çekmeyeceğini biliyorum. Sabah 7,30'da uyanmış ve 2kera altını değiştirmiş :) Kahvaltıdan sonra dışarı çıktılar. Şimdiki zamanlı cümleler kuruyorum çünkü yarım saatte bir arıyor durum raporu veriyor Supermario. Ben de yanlarında gibi hissediyorum kendimi:) Şimdi arabayı bakıma vermiş bitmesini bekliyorlarmış oradan top havuzuna geçeceklermiş. Yerim ben bu ikiliyi!

30 Mayıs 2013 Perşembe

supraysss

Şu sıralar evde krizimiz pek eksik olmuyor.
En popüleri, üstümü değiştirmiycem, yataktan kalktığım gibi dolaşıcam ve 30 küsür derece olan Mayıs'ın son günlerinde kışlık bere takıp evde dolanıcam.
Birde gece banyoya giricem var ki el kafayı yıkıyor pozisyonda agızda da çıpı çıpı ha bire banyoya girsin.

Dün tam 1 saat ağladı. Hani laf gelişi 1 saat değil cidden 60 küsür dakika.. sebep dışarıdan eve girdik diye.
Ne yaptıysak ki supermario bir şeyler yaptığında mutlaka karşılık verir ona bile pas vermedi. Susturmak için sevdiği her şeyi yapmayı denedik ama o kapı ağzında dışarı çıkmak için bekledi. Gidip arabaya binip direksiyonla oynasınmış. O ağladı ben onu taklit ettim. Buna çok sinirleniyor ciddiye alınmadığını düşündüğünden olsa gerek hırçınlaşıp kaba kuvvet kullanıyor yer mantarı. Susmadı susmadı. . hoş supermario'ya kalsa çoktan yapardı dediğini ama izin vermedim. O ağlarken biz yaşamımıza devam ettik ben yemek hazırlığında supermario salata yapımında o yokmuş gibi konuşmalar falan aramıza girip ağlamasına son verip annie baba diye bizi dürtüp efendim dediğimiz anda tekrar ağlamaya devam etti. İstediği olmayınca kendini atmalar, vurmalar cabası.

Oysa ben sabırsız ve tahammülsüz biriydim eskiden. Kendimi hiç bu kadar hazır hissetmiyordum anneliğe. Onca yaşadığımıza verdiğim tek tepki " normal, yaşıycaz bunları" oluyor. Hoş, supermario sıkıldı her olay sonrası bu rahatlığımdan ama yapacak bir şey yok bunlar yaşanacak şeyler, uzun bir yolculuk her anı gülerek geçmiyor. Yaşının verdiği şeyler ve dönem dönem oluyor ve olacak da. Sinirlensem kaç yazar anlamıyor ki. Bir insan büyütüyor, onunla birlikte biz de büyüyoruz.  Ben krizleriyle bile çok seviyorum bebi'nin annesi olmayı. Her anını dolu dolu yaşamak istiyorum.

Nasıl sustu onu söylemedim. Banyo'ya girdi yıkandı ve sakinleşti. Sonra yaşamımıza devam ettik hiç bir şey olmamış gibi:)

24 Mayıs 2013 Cuma

Bir Tatil Planı

Supermario; hangi gün gidiyorduk biz?
- hafta ortası
Supermario; tamam o zaman ben pzt, salı'yı izin alayım da oğluma bakarım oh miss. Oynaşırız, erkek erkeğe gezmeye gideriz, yemek yeriz. Şimdiden heyecanlandım bak tatilden daha çok. Sen de çatla işe gidince.
- seni çok seviyorum ben ya..

29 Nisan 2013 Pazartesi

haftasonu mu geçti tır mı geçti belli değil

Cuma akşam dışardaydık arkadaşlarla.
Arkadaş grubumuzdaki tek çocuklu çift biz olduğumuz ve bebi hep tek olduğu için artık o da alıştı kendini büyük sanıyor. küçük adamım benim. yalnız puseti almayı unutmuşuz oyy diyorum.
Sırayla herkes bebi'nin peşinde birimiz dinlendi birimiz yedi. 5 kişi seferber olduk arkasında.
Ama özlemişiz oksijene doyduk deniz çimen arasında.

Cumartesi akşam da bebi'yi anneme satıp Supermario ile ikimiz çıktık dışarı.
Önce gezdik sonra bir şeyler atıştırdık en sonda biraz eğlenmek için bir yere girdik, öyle yorulmuşuz ki bir de supermario çalışıyordu c.tesi benden geçmiş diye diye dans etti. Harika geçti vaktimiz ama böyle bitmedi tabii.

Eve geldik saat 02:00 uyuduk ettik bebi'yi giydir yatağına yatır derken 02,30 yatağa sürünerek girdik. ve ertesi sabah 6,30'da bebi odasından koşarak babaaaaaaaaa diye uyanmasını rüya sandım ama değildi. Bir önceki haftasonu ben rahat uyuyaym diye supermario bebi'yi alıp sabah 07'de dışarı çıkmıştı. Arabayı yıkamaya götürmüşler, markete gidip alışveriş yapmışlar ve kahvaltı hazırlamışlar bu hafta aramızdaki yazılı olmayan sözleşmeye göre:) ilgilenme sırası bendeydi. Göz kapağım yer cekimine yenik düşüyor açmak istedikçe kapanıyorken bebi de pazar sabahları klasik olan yatakda  3'müzün oynadığı bebi'nin çoraplarını çıkarıp ayaklarını yorgana saklayıp çorabını supermario'nun yüzüne atma çığlık kıyamet gülme oyununu oynadık. Ama ben tek başıma bebi'yi kesmedim. Babam ıh ıh dedikçe supermario'nun uykusu bölünmesin diye içeri geçtim. Kahvaltı yaptırdım ona hızlıca ve tv'nu açtım. Akşam içmiş olmanın uykusuz olmanın ayaklarımın altındaki damarların tepinerek dans etmekten hala pıt pıt atıyor olmasının etkisinden olsa gerek salonda içim geçmiş 15 dakika. 9,30'a doğru tukuu sesiyle zıpladım koltuktan, bebi daha yeni katladığım tüm çekmeceleri indirmiş. Cama tırmanırken Supermario farkedip beni çağırmış. kaptığım gibi içeri aldım supermario uyusun diye onunda uykusu bölünmüş yatmadı daha fazla geldi yanımıza.

Ekmek gazete almaya gitti onlar ben de kahvaltıyı hazırladım. Bir geldiler küsüşmüşler birbirlerine. Bebi ağlıyor supermario daha götürmiycem diye söyleniyor:)) Bebi araba delisi. İlla oturup vitesle oynasın direksiyonu çevirsin. Bunu keşfettiğinden beri oto koltuğunada oturmuyor. Binmesi bir dert arabaya inmesi bir dert. Tamam oynasın diyoruz ama doymuyorda direksiyona.  Öyle olunca bebi oynamak istemiş supermario hadi yeter kahvaltı yapıcaz demiş anlaşamamışlar haha. İkisinide öpüp biraz pohpohladım hemen kendilerine geldiler :p

Paza kahvaltıdan sonra supermario nereye gidelim dedi yok dedim canım almayayım ben. Yorgunum. Çok isteyince dayanamadım hazırlandık. Dışarısı cehennem sıcağı sanırsın nisan değil ağustos. Açık havada dolaşacaktık ama gözümüz sıcakta yemedi vazgeçip önce Buyaka'yı gezdik öğleni geçmişti saat yemek yedik oradan mutfak alışverişini yapmak için real'e geçtik Meydan'a. Saat 4 ve ben çoook yorulmuştum. Eve gidelim dedim kabul görmedi  teklifim. Cadde'ye gideriz gitmeyiz derken bir baktık cadde'deyiz. Akşam yemeğini yedik hızlıca sonra arkadaşlarla buluşup maçı izlemeye gittik. şaka gibiyiz. bebi hala uyanık bu arada sabahın 06:30'undan beri. Enerjimiz sanki 32 saat uyumuşuz da tepemizdeymiş gibi full. Gece çıkacakmış acısı bilmiyoruz tabii. Zıpladık hopladık bebi maskot oldu kendine arkadaş da buldu onlarla oynadı. altını yeni değiştirmiştim ama kaşla göz arasında altını taşırarak halletmiş değiştirecek yer de yok bulunduğumuz yerde. O şekilde arabaya kadar gittik saat olmuş 23:00 bebi hala uyanık.Uyumadı uyumadı. Hala koşturuyor zıplıyor. Arabaya koyduk pıt dedi gitti. Tam oh dedik eve girmek için arabadan çıkarınca uyandı zınk gözler cin gibi. Hepi topu 10dakika kapalıydı halbuki gözleri. Temizleme el yüz yıkama operasyonu uykusunu daha da açtı, supermario maç yorumlarını rahat izlesin diye sıra onda olmasına rağmen ben uyuttum. benim İçim geçti o uyumak bilmedi. Sonunda nakavt oldu ama gece yarısını geçti vakit. Ardından evi toplamaya başladım gecenin bir vakti her tarafta döküntüler. Supermario bilgisayar tv arazı gidip gelirken uyuyakalmışım koltukta.

çooook yorgun olarak işe geldim bugün. kafam çalışma masasına en yakın mesafede sürttü sürtecek :) söylenmek için değil bu yazdıklarım herşey tercih meselesi evde sukunetle oturmak veya gezmekten yorulmak. Biz hep b şıkkındayız.
yorgunluğundan, zorluğundan, uykusuzluğuna kadar her dakikasından çook zevk aldığım bir haftasonu oldu.

bahar geldi artık kışa kadar aynı tempodayız.

füüüüü

evin içinde elini kolunu sallaya sallaya yürüyorken  bebi'den ses geliyor.
Füüüüüüüüü
nööööööööö
şşşşşş
hııııııııııhh
meeee

kelime çıkarmaya çalışıyor sanırım ama bir tane adam akıllı harf yok fü 'yü
 n'pcaksa artık :)))

16 Nisan 2013 Salı

ilk cümle

Canım bebi,
çakma supermario'm
küçük erkeğim,
babası ne yaparsa yapan oğlum.
evde iki supermario var gibi hissediyorum artık.

O ne yaparsa onu yapıyorsun. Hareketlerinden tavırlarına mimiklerine kadar küçük supermariom oldun sen benim. İlk cümlende evde en çok bahsi geçen şeyden oldu tabii.

 iki kelimeden oluşuyor sayabilirim bunu .birisi haykırış bile olsa onu cümle kabul edeyim değil mi?

Minik tırtılım ilk cümlen taa içinden neredeyse böğründen koparak gelen ellerini havaya yumruk yaparak kaldırıp Gol bieee gol bieee gol beeee diye bağırman oldu. Ne diyor dedim bir daha söylettirdim bir daha bir daha derken futbol topunu görür görmez başlıyorsun. Fenerbahçe logosunu farketmen de aynı dönem. Sarı lacivert ne görsen baba diyordun şimdi addah diyorsun. Stadın ordan geçerken alarmına basılmış düdük gibi addah addah diye alarma geçiyorsun. 20 Mart 2013.

Supermario'nun en çok istediği şeydi kendi kadar koyu bir fenerbahçe'li olman. Yolda geçerken herhangi bir yerde tv açık ve maç varsa sen avazın çıktığı kadar gol bieee gol beee diye bağırınca etraftan nasıl güldüklerini anlatamam.

canım oğlum dillendikçe tadından yenmez olmaya başladın sen. Şikayet bile ediyorsun. İstediğin şeyi yapmmana Supermario izin vermediyse bana ağlayarak gelip baba gılli gılli diyorsun hahaha kopuyoruz. Otorite yerle bir :))

4 Nisan 2013 Perşembe

yarın bile özledim

Çok özlüyorum seni canım oğlum.

Bu aralar daha bir düştük birbirimize. Sen büyüdükçe iletişimimiz daha güçleniyor.  Her geçen gün kalbim kalbine biraz daha hızlı akıyor sanki.

 İstiyordum ki peşinde gölge gibi dolaşan bir anne olmayayım sen birey ol kendi işini kendin hallet. Olmaya başladı sanki bebi. Herşeyi kendi yapmaya çalışan, etraftan yardım almadan halletmek için inatlaşan minik bir adamsın. Kulağının kenarı da bana benziyor diye dolaştığım 20aylık maceramızda işte bu dediğim gurur duyduğum anlar oluyor bu hallerini görmek meleğim.

Beni anladığını, benden birşeyler istediğini, bana ihtiyacın olduğunu bilmek öyle deli bir duygu ki. Bazen çok güçlü bazen yetemeyecekmişim gibi hissediyorum sana.
Güzel gülen yüzün, bembeyaz pamuk tenin, ellerinin üzerindeki minik çukur gamzeler hepsi ayrı ayrı aşk oldu bana..

Babanla her sabah seni birbirimize anlatıyoruz işe gider gitmez. Evden önce ben çıktığım için o seninle başbaşa 1,5saat daha fazla kalıyor nasıl kıskanıyorum belli değil. 

Sabah uyandığımızda koynumuza koyduğun ayaklarınla güne başlamak.. Miss kokun..

 cidden anne olmadan anlaşılmıyormuş.. ve annelik nasıl güzelmiş bebi. 

tavuğa, kuşa böceğe Garga ( karga) demene, utanıp ellerinle yüzünü kapatmana, yüzündeki mahcubiyete, Su damlası akarken şaşırmana, sıradanlığın sende yarattığı hayrete, kızmana, gülmene her haline bayılıyorum.

Bence sen çok fazla özelsin. Çünkü benim minik oğlumsun. Seninle iki canlı oldum ben kelimeler yetmedi yazmaya doyamadım yine yanında olmaya yüzüne bakmaya. 

Ve ben..

dün gece sevgilime ve oğluma sarılıp uyudum.. daha büyük bir huzur yok hayatta...

19 Şubat 2013 Salı

sinema

Sinema'ya gitmek lüks artık bu bir gerçek.

Bırakacak insan olmasına rağmen vicdanımızla baş başa kalıyoruz her plan sonrası.
Ya bir telefon geliyor arkadaşlardan akşam şunu yapalım diye ya da ben gündüz uzakken organize ediyorum iş çıkışı için. Taa ki akşam görüşünceye kadar.

Eve gelip bebi'yi görünce Supermario ile birbirimize bakıp gitmesek mi? hastayız mı desek? uf nasıl bırakıcaz diye planı iptal planlarına giriyoruz.
İstisnasız her program öncesi aynı sendromlar. Yolda aynı vicdan azapları devam ederek uzaklaşıyoruz evden. Artık gittiğimizi anladıgı için bildiğin kaçıyoruz koşarak yoksa çok üzülüyor:(

Dün akşam karı koca sinema yemek gecesi yapalım dedik. Eve geldik bebi bizi beklemiş. Görür görmez topunu getirdi benim ve Supermario'nun elinden çekip salona götürüp oyuna başladı. Anneannesi de gitsinmiş eliyle itiyor yer cücesi.
Çok da özlemişiz biz de onu ,akşam olsun görüşelim diye iple çekmişiz ama diğer taraftan da onun bizimle olamayacağı ortamlar var elimiz mahküm götürmemeye.

Burnumuzun direği sızlaya sızlaya öpe koklaya çıktık evden. Yemek yedik, dolaştık, oturduk sohbet ettik derken sinemaya 20dakika kala canım kadayıf istedi. Gunaydın'ın kadayıfı yumuşaktır Adana Dostlar'dan alalım diye Palladium'dan çıkıp oraya geçtik bir kadayıf geldi çıtırlığı geçtim pelte gibi. Normalde onu iade eder üzerine kendime kebap ısmarlatırdım ama üşendim götürüp iade etmeye zaten supermario hiç sevmez öyle şeyleri içinden böcek bile çıksa götürüp vermez. Benim zorumla arada yırtıklığı tutuyor çooook nadir o da. Nerede dişli işler var onlara ben bakıyorum ama dün hiç yoktu tırnaklarım.

Tatlı sonrası koştur koştur sinemaya geçtik. Cem Yılmaz'ın fundamental'ini stand up olarak izlemiştim hamileyken çok çok beğenmiştim. Aradan zaman geçti unuttuk deyip bir de sinemada izleriz diye akşam yine ona gittik. 21:45'de başladı 00:30'da bitti. Artık gülmekten çenem ağrıyordu parayla kendime işkence yapıyorum diye düşündüm. Çenemde problem olduğu için çok çiğnememem çok gülmemem lazım çok ağrıyor sonra. Ben ve gülmemek o da mümkün değil. Hala dün akşamki gülücüklerin bedelini ödüyorum sağ tarafım kulağıma kadar ağrıyor :)

12 Şubat 2013 Salı

İlk Tokat

Dün akşam dışarı çıktık. Biraz alışveriş, biraz gezmek, biraz yemek derken oradan oraya koşup enerjisi taşan bebi her denk geldiği insanın bacaklarına yapıştı, önüne çıkan çocuklarla oynamak için etrafından ayrılmadı. Zaten Avm'de gezerken elini tutmuyoruz pusetinde değilse kendi kafasına göre önümüzde geziyor biz de tehlikeli bir an olmadıkça yanına gitmiyoruz.
 
3-4 yaşlarında bir çocuğun etrafında dolanıp duruyor. Çocuk buna pas vermedikçe elindeki oyuncağını ona uzatıyor ekmek götürüyor kendisiyle oynasın diye. I ıh çocuktan hala tık yok. Paylaşımcıdır zaten baktı çocuk oynamıyor ailesine şirinlik yapıp yine gitti çocuğun yanına. Çocuk bebi'ye Allah ne verdiyse çat diye bir tokat attı. Alt dudağı titremeye başladı ne olduğunu şaşırdı saniyeler içinde döküldü göz yaşları.

Ben koşup kucağıma aldım öptüm yanağını, o sırada istem dışı gülüyorum birşey olmadı diyerek, tokat atan çocuğun babası oğlunu kenara çekip sert bir dille uyarmaya başladı o çocukta korktu ağlamaya başladı. Kucağımda bebi onların yanına gidip kızmayın o da çocuk ne yapsın anlamıyor ki dedim. Bebi kucağımdayken tüm olayı uzaktan izleyen Supermario yanına gittik. Gözleri kan çanağı olmuş, çok uyuz olmuş vuran çocuğa sinirinden gelmemiş. Bebiyi kaptığı gibi hızlı hızlı uzaklaştı. Anlamayacak yaşta değil yapmaması gerektiğini bilecek büyüklükte Bebi kadar olsa zaten  anlamaz deyip önemsemezdim diyip durdu.


Evhamlı büyütmemeye çalışıyoruz, her düştüğünde kaldırmamaya, bir yere tırmanıyorsa yardımsız halletmesine, kendine zarar vermedikten sonra bizden medet ummasın diyoruz.
Yediği tokat değil mevzu, düşe kalka, kavga ede dayak yiye yiye büyüyecek belki ama kendini koruyabilecek büyüklükte olsa başka türlü bakardık. Belkide bakmazdık yine kalbimizde aynı hissiyatla dolardı. Onun canı yandığında aynı anda acırdı kalbimiz belki.

Sonra annemi düşündüm 30 yaşına giricem hala terliğini giy yalınayak basma yere üşütürsün diye elinde terlikle etrafımda dolaşması geldi aklıma..

 Cidden yaşanmadan anlaşılmayacak bir şey anne baba olmak onu anladım..

6 Şubat 2013 Çarşamba

Ördek Ailesi

Bebi unutmayayım diye yazmak istediklerim var, uzuuun bir yazı çok da yazmaya alışık olmadıklarımdan ama unutmamam lazım senin ilklerin 5yıldır tuttuğum bu günlüğümün en özel anları. Aklıma geldikçe ekleyeceğim.
Evde ördek ailesi gibiyiz sen önde, arkanda Supermario onun arkasında ben ya araba sürüyoruz ya asker yürüyüşü sol sağ yapıyoruz. En sevdiğin oyunlardan.

  "Benim oğlum güzel oğlum beni al kollarına," bu benim sana bebekliğinden beri söylediğim ninni. Duyar duymaz mayışıyorsun.

Kendince öptüğünü sandığın dudaklarını yanaklarımıza değdirme eylemin için defalarca "bak şuram uf oldu öp hadi" diyebilirim. Nasıl masumsun annecim, merhametli kalbin en büyük hazinen olsun ömrün boyunca.

Akşam klasiğimiz haline gelen "Bebi hadi yat da yiyeyim seni" dediğimde kollarını başının iki yanına yukarı doğru kaldırıp bekleme haline bayılıyorum.

Anneannen Islık çalmayı öğretmiş. Ses çıkmıyor ama üflüyorsun bir de herkes bakıyor mu sana diye gözlerinle etrafı kesişin yok mu.

Çoraplarını çıkarıp yalın ayak taşa basıp çıkan sese çok gülüyorsun.

Ellerin ceplerinde bir yürüyüşün var ki önden giden göbeğini ısırmamak için zor tutuyorum kendimi.

Dün akşam eve gider gitmez beni gördüğüne hiç sevinmeyerek keyfine bakmaya devam ederken anneannene karşı beni tercih edip yanıma gelip oynaman gözlerimi yaşarttı sarı kafa.

"Bebi ayakların kokuşmuş uf kokorca gibisin" değince ellerini burnuna götürüp gülmeye başlıyorsun.

Tv'da bir bebek çocuk sesi duyma hemen aiiiiyy moduna girip neşen tavan yapıyor.

Yemek masası hazırlanınca mama sandalyeni ayaklarından masaya doğru sürükleyip içine konmak için paçamızda dolaşıyorsun.

 Anneannen bunu geçen ay da yaptığını söylüyor ben dün rastladım. Dün akşam dışarı çıkarken üzerine giydirdiğim montu değiştirmek istedim o sırada sen gitmeyeceğimizi düşünüp montu elimden çekip kolunu sokmaya başladın ben üzerinden çıkarmaya çalıştıkça feryat figan ağladın. Sonra diğer montu giyip kapıya gidince kesildi sesin gideceğimizi farkettin. Bu gezentiliğin kime çekti bilmiyorum maymuşum :)
İlgi delisisin annecim. Aferim diyeceğimiz ya da yeni öğrendiğin bir numaran varsa herkese gösterip alkış almak için çıldırıyorsun.
Hani gözün? nerede burnun? nerede ağzın? diline bakayım diye ardı ardına sorularıma doğru yanıt verince seni alkışladığımda Supermario'nun o sırada başka şeyle ilgilenmesinden dolayı olayın dışında kalınca onun yanına gidip aynı seride aynı numaraları onada yapıp ellerinle alkış yapıyorsun. O alkışlamayınca elinle koluna vurup alkış işareti yapıp hala daha alkışlamazsa ağlamaya başlıyorsun. hahaha benim canım oğlum. Bunu keşfettiğimizden beri seni ağlatıp gülüyoruz çok fenayız değil mi? Ama çok komiksin bebi.

Banyodan çıkmak bilmiyorsun. Banyo bitti hadi giyinmeye diye seni duştan çıkarmaya geldiğimde duşa kabini yüzüme kapatışın tam komedi.

Her alt değiştirmemiz bir zulüm hıçkırarak ağlıyorsun.

Telefonumun ekranına parmaklarınla dokunup ileri geri kaydırıp oyunlara giriyorsun. Telefonda bir uygulama var çıkardığın sesin aynısını çıkaran kendi kendine keşfettin aynı sesin geri döndüğünü ,onu açıp kendi sesini dinlemek en sevdiklerinden.

Supermario ile sana baktıkça gözlerimiz doluyor, nasıl büyük deli bir aşksın.


sen başıma gelen en güzel şeysin annecim.

28 Ocak 2013 Pazartesi

Haftasonu

Günler ışık hızıyla geçiyor. Zaten kış mümkün olan tüm hızıyla bitsin. Bahar'ın gelmesini dört gözle bekliyorum.  Perşembe dışarıdaydık arkadaşlarla eve 01,30 gibi döndük ertesi gün Orcolar davet ettik aynı grup olarak onlara gittik makara gırgır 03,30'da eve geldik ertesi gün bana iş yoktu ama Supermario bayağı zorlandı ctesi işe giderken. Cumartesi akşamı da Kfy davet etti balık yemeğe onlardaydık rakı balık yaptık. Pazar günü de Ed'ler çağırmıştı ama ı ıh dedim pertim çıktı evde dinlenelim. Gitmedik. Hava çok soğuktu zaten.

Gündüz 12:30-13 gibi Bebi'nin uyku saati onu uyuttum 2,5 saat uyudu sağolsun biz de o sırada battaniyeyi çekip kuruyemişlerimizi alıp buz gibi biralarımızla ayaklarımızın altında da sıcak su torbası iz tv'de Gayrimüslüm mezarlıkları, İpekyol Treni, Reşikeş Yolları'nı izledik.
Sonra kurabiye yaptık birlikte mis gibi koktu ev.
İçinde çok çikolata olduğu için Bebi'ye vermedim. Henüz tatlının T'sini bilmiyor sarı kafa. En fazla bal ve pekmez.

Böyle sakin ama bir arada hiç prüzsüz geçen günleri çok seviyorum. Yaptığım en lüks aktiviteye bedel birlikte patates kızartıp makarna yapıp yemek.

Sonra Bebi uyandı yanımıza geldi aiyyyyy sesini duyunca zıpladık üzerine özlemişiz .

Uyanınca bebi, sıra onunla vakit geçirmeye geldi evin içinde önde bebi arkasında Supermario onun arkasında ben araba sürme oyununu oynadık. Biraz futbol biraz küpler biraz puzzle derken uyku vakti geldi. Uyku sırası Supermario'daydı ben yayıldım tv izledim o sırada şansına gene 5dakikada uyudu bebi de hep benim sıramda zorlanıyorsun bebi aşkolsun dedim duyan kim pireler uçuyor totosunda.

26 Aralık 2012 Çarşamba

şükür

Sonuçlar temiz çıktı, şükürler olsun birşey yok.
Boğaz enfeksiyonu geçiriyormuş kornişon turşum.
İnsan ne olduğunu bildiğine bile seviniyormuş, Allah dermansız dert vermesin zaten.
Gerçekten sağlıktan ötesi yok..

Dün gece bir nöbet daha geldi ama hepsi enfeksiyon yüzündenmiş ilaçlar tesirini gösterdikçe yok olacakmış.

Keyfi bazen yerine geliyor bazen mayışıyor zaten yemek de yemiyor sadece hafif diye yoğurt çorbası alıyor ağzına o da iki lokma. Devamlı ağlak halde mızır mızır. Annemle kayınvaldem çocuklar her hastalıkta bir huy değiştirir diyorlar bakalım bundan sonra elimizde yeni hangi huyumuz olacak:)

25 Aralık 2012 Salı

üşüme

Hafta sonu bebi'nin eli ayağı buz kesti. Üşüdü sandık sıcak su torbası yaptım minik ayaklarına. Sonra dozajı arttı soğukluğunun, vücudu kaskatı kesilmeye başladı eti ağırlaştı gibi oldu kucagıma aldıgımda normaldekinden daha ağır geldi taşımak yatırdık sıkıca sardık titremeye döndü üşümesi. Minik dişleri takır takır vurmaya başladı birbirine. Havale mi geçiriyor diye kaptığımız gibi gecenin bir yarısı hastaneye götürdük acile.

Buzda yatmış gibiydi vücudu soğuk ve içini çeke çeke titriyordu.
Hastaneye kadar korudugum metin halim orada kayboldu. Bebi ile birlikte ağlamaya başladım ben de.
Onu öyle çaresizce yatarken görmek feci koydu.

Doktor ağız burun kulak kontrolü yaptı. Çok şükür havale falan değilmiş. Ama neymiş onu demedi. Kısık sesle midesinden konuşur gibi 72 saat gözetiminizde kalsın bir şans verelim kan alıp yormayalım dedi. Ne tahlil ne kan aldı. Fitil attı yarım saat durduk sakinleşip titremesi dinince gönderdiler. Bizim basiretimiz bağlanmış sormadık bebiyi iyi görünce ağzımız kulaklarımızda döndük eve. Dün tüm gün uyudu. Yanından ayrılmadım bir saniye bile. Akşam oldu tekrar elleri buz kesti titremesi başladı. Fitil attık uyututtuk.


 O an anlamadım sonra parçalar birleşti zihnimde. Özel hastanelerde acil müdehaleye girince para ödenmiyormuş ama biz gayet kallavi bir rakam ödedik. Kan ıvır zıvır tahlilleri olsa acil müdehaleye gireceği için yani adı sanı duyulmuş kocaman bir hastane doktoru midesinden konuşur gibi 2.şans verelim ıvır zıvırları( sağlık bakanlığı acildir değildir durumunu doktorlara bırakmış onların yapacağı müdehale olayın dercesinin belirlenmesinde rol oynadığından) o an para alsın diye anormal belirtiler veren bir olaya bizi pışpışlayarak gönderdiler.

Bugün Supermario bebiyi kendi çocuk doktoruna götürüyor. Tam manasıyla bakacaklar nedir ne değildir.
Keyfi bugün daha iyiymiş ama kaçgündür vücudunu güçsüz düşüren şeyin ne olduğunu anlayacaklar. Acıma mı üzeleyim herhangibir müdehale edilmediğine mi üzüleyim saçma sapan kararlar alan devlete mi söveyim şaşırdım kaldım.

5 Aralık 2012 Çarşamba

Buğğ

Hani ilk flört döneminde hiç eve gitmek istemezsin,
sevgilin saçlarını okşasın birlikte sabaha kadar yıldızları izleyip evden nerdesin diye soran olmasın dersin ya işte çocukla arandaki diyalog aynı hissiyat içinde yüzbinlerce kat daha büyük.
Hep onunla olmak isteme hali. Uykudayken bile özlemek..

Gündüz arayıp sesini duymak istemiyorum daha zor geçiyor vakit.
Adeğğğ buğğ / anne su /  dedi az önce telefonda.
Minik miki faremin yanında olmak için dakika sayıyorum..
Bebi için çok güzel bir gelişme oldu bugün. haftasonu başlagıcı yapıcaz inşallah.

Minik kornişon turşuma en sevdiğim şeylerden aldım bugün çizgili pijama. Pijama koleksiyonu gittikçe gelişiyor enine ve boyuna çizgililerin yeri ayrı Tam bir dalton oluyor çok gülüyorum o haline. Akşam giydirmek için sabırsızlanyorum tam maymun olacak.


16 Ekim 2012 Salı

saçlar

İtinayla topluyordum Ali Taran Staylaaa yapıyorduk, toka taklmasına alışıktı.
dün önlerini kesiverdim, gözlerine giriyordu. Kestiğim saçları kenarına not düşerek bantlayıp kaldırdım.

24 Eylül 2012 Pazartesi

cep herkülü

İşin en zorlaştığı noktaya doğru tırmandığımızı hissediyorum.
Dur durak bilmeden nefes almadan geçirdiğimiz zaman dilimi. 15. ay
Gene çok keyifli gene tadından yenmez ama sabır sınanan, ne kadar dayanıklısın isimli bir reality show gibi artık hayatımız.
Sabırsız olan motivayonu cabuk düşen bendim her zaman, Supermario'du beni hazırlayan ama
rolleri değiştik farkında olmadan.

Bebi bulunduğu aylar gereği herşeyi keşfetmeye çok meraklı, sosyalliği, insan ilişkileri aynı hız devam ediyor o canayakınlığı olmasa zaten sanırım daha zor geçer.

Elimden geldiğince yaptığı hiç bir şeye karışmıyorum keşfetmesi öğrenmesi için ama her an başına bir şey geleckmiş gibi atraksiyonlara girdiği için en sık kullandıklarımız  yapma, indirme, düşeceksin, koş peşinden, Allah'ım gene nereye çıkmış, ah ağzına atıyor, burnuna ne sokmuş, elini sıkıştıracak, atıyor, vuruyor, inatlaşıyor, 2,5lt colayı taşıyor ayağına düşecek bir yeri ağrıyacak diye herşeyi kaçırıyoruz ama ne bulsa taşıma derdinde cep herkülüm.

Teknolojiye çok meraklı iphone da fotoğrafları elimle büyütmemi öğrenmiş başparmağı ve işaret parmağını ekrana götürüp kendince fotoğraf açıyor. Tarakla saçını tarıyor, telefona alo benzeri şeyler söylüyor, supermario annene git değince bana, ben babana git değince ona gidiyor.

Kitaplara müthiş ilgili ne kadar kitabı varsa getirip ıh -a deyip ona okumamızı istiyor. Neyse ki bizim kendimiz için az kitap okuma alışkanlığımızı Rüzgar'a uygulamadık ona harika bir kitaplık yaptık. Daha bu yaşında 100'e yakın kitabı var. Sıkıldıkça yenisi okuyoruz ama hiç sıkılmıyor müthiş bir ilgiyle dinliyor ve fotoğraflara bakıyor. Çok mutlu oluyorum onu böyle gördükçe.

 Günde 2 kez uyuyor. Akşamları 21:30'da yatmaya başladı 3 aydır, geceleri mutlaka kalkıyor uyandığında su veriyoruz ve yanımıza alıyoruz diğer türlü yatagında dalamıyor uykuya, ağlıyor. Benimde onun uykusu gelene kadar dayanacak gücüm olmuyor sabah işe kalktığım için o yüzden yanımıza almak daha kolay geliyor.   Salonda yalnız bırakmaya gelmiyor evin dekorasyonunu değitirdik 1,5 ay önce ve ışıkların açma kapama düğmelerinin yanına düştü koltuğun kenarı, ona da oyun çıktı biz ne zaman yanında olmasak 1-2 sn hatta salilse hatta kafamızı çevrdiğimiz an oraya çıkıp koltuğun kenarında ellerini bırakmış ip cambazı gibi yürürken buluyoruz. Bence bebekleri melekler koruyor aksi takdirde bu kadar başı boş hale başlarına neler gelirdi düşünmek bile istemiyorum. Terlikllerimizi giyinip dolaşıyor mutluluktan dört köşe artık neyi başardığına seviniyorsa:)

Saklambaç oynayama bayılıyor, kendisi saklanıp çığlık atarak çıkıyor odalardan, bizi bulmaya bulamayınca odaları gezmeye en sonunda dudaklarını büzerek japonaki tipiyle ağlamaya başlıyor. Bunu en çok Supermario yapıyor çık diyorum çocuk nerden bulsun seni yok illaki ağlatacak ağlayınca çok komik oluyormuş oluyor valla haklı ben de çok gülüyorum ağlak haline:))

Ne çok yazdım hala yazasım var. Damak tadı iyice belirginleşti mercimek çorbasına bayılıyor, muz seviyor, et seviyor, fasülyeye mesafeli bir ilişkisi var. Genel olarak çoğu şeyi seviyor.

Çocuklarla vakit geçirmeye bayılıyor elinde ne varsa hemen karşı tarafa veriyor, genel olarak yediği şeyleri de yememiz için bize uzatıyor ve yemezsek geri çekmiyor bir kendini besliyor bir bizi, bu huyu bana çekmiş paylaşımcı hehe

Cep herkülüm büyüyor :) seni seviyorum sarı kafa.