tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2010 Pazartesi

Tatil Bitti,

Harika bir bayram tatiliydi, bol kafa dağıttık, hamile olduğumu unuttum yapmadığım atraksiyon kalmadı. Organizatör'e çıkardılar adımı. Çok şeker arkadaşlar kazandık. Zaten turların en sevdiğim yanı bu oluyor ortam öyle güzelki ikinci günden sonra herkes yakınlaşıyor. Biraz yerleşiyim ofis'e detayları yazıcam tatilin.
Az önce doktor'a gittim, bundan sonra devamlı gideceğim doktoru ve hastaneyi sabitlemek için, kalp atışlarını dinletti miniğin 7. haftasına girmiş, herşey gayet güzel dedi. Gözyaşlarımı tutamadım o kalp atışı hala kulaklarımda zaten ultrasonla bile baktıgında fındık kadar birşeyde inip çıkan bir hareket hali hemen farkediliyor. Sesi dışarı verince döküldü tüm yaşlar. Tüm şikayetlerimi söyledim, hepsi sultan-i hamilelikten dedi. Rahatladım sorun yokmuş.

22 Eylül 2010 Çarşamba

Güzel Tatil

Arife günü bavullarımızı hazırlayıp Emr ve Nil'i bizde beklemeye başladık. Akşam geldiler ve gece 00'yi vurmadan yola çıktık. Ama okadar uykumuz vardı ki bu movie day günlerinden dolayı uykusuz işe gitmeler bizi yordugundan bu sefer beni gece yolculuğu çok açmadı direk uyudum tavşan uykusu şeklinde. Mola'larda inmedim bilakis yayıldım boş koltuklara.
Sabah Vardığımızda İzmir'e kordonda güze bir kahvaltı yaptık şansımıza o gün 9 Eylül İzmir'in kurtuluşuymuş ve askeri birlikler gösteriye hazırlanıyorlardı. Kaç tabur dolusu asker vardı hatırlamıyorum ama tüylerimiz diken diken onların hazırlık aşamalarını izledik. Elimizde Türk Bayrakları bayramın birinci günüde yoldan geçen simitciye bile neredeyse iyi bayramlar diyerek dolaştık. Yerli Turist diyorlardı bizim için.

Ayfertito'nun tavsiyesi üzerine Martı Apart Otel'de kaldık. Tertemizdi, memnnun kaldık. Yerleştirdikten sonra eşyalarımızı deniz'e gitmek üzere yarı baygın şekilde ulaştık. Yol'da uyunmuyor nekadar kapasada gözlerini insan. Supermario daha cabuk nakavt oldu bu  sefer. Emr & Nil ve ben su da bolca coştuk. İlk Gün tercihimiz Ilıca'dan yanaydı tabiki. Saat 5 gibi hepimiz bir köşede şezlonglaırn üzerinde havlu izi yüzümüze çıkana kadar uyumuşuz.

Akşamına çocuklar aradı İstanbul'dan bizde geliyoruz yer ayarlayın diye okadar baktık ki heryer dolmuş. Son dakika saat 00' gibi biryer gözümüze ilişti ufacık odalarda normal rakamların 2katına çıkmış fiyatlar el mahkum kabul ettiler birlikte vakit geçirelim diye ve uzun bir yolculuktan sonra Met, Mrv, Aslhn ve Rsl'de bize katıldılar.

Biz gece Yemek yiyip dolaştık ve ilkgün yorgunluguyla çok geçe kalmadan 02:00 gibi eve döndük.

Ertesi sabah onlar geldi ve Sabah kahvaltıdan sonra hep birlikte denize gittik.
Bu sefer onların ilk günüydü ve mayısıktılar biz iyiydik denizin son demlerine kadar çıkmadık.
Akşam güzel bir balık gecesi yapmak üzere marina'da yerimizi aldık. Keyifler yerinde yemeğimizi yiyip birşeyler içmek üzere Alaçatı'ya geçtik. Girmediğimiz sokağı kalmadı sonunda biryerde karar kılıp oturduk içtik eğlendik, sabaha karşı odalarımıza döndük.
C.tesi tekne turu yaptık enüst katını sırf bize ayırdılar ve birçok koy dolaştık.
Deniz'in rengi yeşili of anlatsam yetmez cokgüzeldi.
Son gün işte bir malum kaza odaya bagladı bizi dönüşte Şirinceye uğradık Supermario kucagına aldı tepede kilise varmıs oraya kadar tasıdı yolda benım yuruyemedıgımı gören insanlar supermario ya tempo tuttular alkışlayanlarmı laf atanlarmı aşk'a bak helal sana diyenler mi eglendik bayağı :))
Yolda neredeyse her mola yerınde durup birşeyler yedik. şuan net 55 kiloyum o derece :P

8 Eylül 2010 Çarşamba

Başlar Tatil Modu

Bugun arife yarın Ramazan Bayramı biz bu akşam yola çıkıyoruz. Emr' ve Nil'cim, Supermario ve Ben.
Yerlerimiz hazır tatil moduna girmeme de az kaldı. Akşama girerim sanırım anca. Yol'a çıkmadan yol heyecanını anlayamıyorum bir süredir:)
Dönüşte güzel güzel detaylı anlatmayı unutmıyım not olsun kendime:)
Şimdiden Bayram herkes'e sağlık mutluluk getirsin.

17 Ağustos 2010 Salı

Müt Müt Mütevazi

Ben seviyorum Şarköy'ü, bulanık denizi dışında mütevazi çok sıcak bir ortamı var. Akşamları uzun gezme seansları çay bahçeleri, takı tokacı, lunapark bikaç küçük canlı müzik yapan yerler tek heyecandı birkaçyıl önce. Bu yıl daha da güzelleşmiş. Güzel disco'lar açılmış, cafe'ler yatırım yapılmaya başlanmış. Özellikle o "karıştıran" yolu düzenlenmiş ki bu da gidişi daha kolaylaştırıyor.
Haftasonu kaçamağı ne iyi geldi. Bronzluğum açılıyordu üzerine yandıkca sabitliyorum. Ne vardı sanki biraz babacımın tenine benzeseydimde dogustan yanık tenli olsaydım. Süt beyaz Malatya'lı mı olur muş, zaten kimse inanmıyor sarışın doğu'lu olur mu diye hernekadar çakmasından olsamda sarılarda.

Pazartesi tekne kazıntısı olarak dönmek dışında herşey mükemmel oluyor.
Özellikle haftasonları nekadar güzel geçerse pazartesiler'den okadar nefret ediyorum.
Rahatlıkla söyliyebilirim ki çok eğlendiğim tadı damağımda kalan bir kaçamak oldu.
Arada ailelerle olunca güzel oluyor :)

3 Ağustos 2010 Salı

Duma duma dum

Tatil bitti işe başladım bugun itibariyle.
Güzeldi bolca dinlendikk,arkadaş edindik,para kazandık,şaşırdık, güldük,koştuk ,zıpladık.

15 Haziran 2010 Salı

Ilıca& Alaçatı Son Gün

Tatilin ikinci ve son günü Pazar sabah uyanır uyanmaz bavulu toplayıp Çeşme'de kurulan yanı başımızdaki köy pazarına uğradık. Domatesler aldım mis kokulu, deniz fasülyesi sonra girit kabağı, deniz börülcesi ve kabak çiçekleri aldım tam sahil kentine yakışır sebzeler.Pazarcılar esnaf değil hepsi ailece bahçelerinden getirdiklerini satıyorlar. Öyle tatlılardı ki. Adamlar İstanbul'a zor gider deseler ıslak gazete kağıdına sardılar kabak çiçeklerini o şekilde getirdim eve. Ve dün akşam yaptım zeytinyağlı olarak hm hm da hm hm olmuşlardı meşakatli ama yapması:)
Alaçatı'ya doğru yola koyulduk, Hem kahvaltımızı yaparız hem denize orada gireriz diye. Ama supermario Çeşme'de bir kartpostalda Ilıca'yı görmüş beyaz kum deniz falan bir uğrayalım istersen dedi. Tamamen şansa döndük o sapaktan. Ve çeşme'de bulamadığım masumiyet buradaydı bayıldım bayıldım bayıldım.
Önce İskele kısmını dolaştık kahvaltımızı yaptık. Her ev her sokak her detay özenle masal gibi kurulmuş. Şirince'den sonra gördüğüm en masalsı yerdi Ilıca. 
Reklamlarda Maldivleri gösterdiklerinde abartmış renkleriyle oynamışlardır diyordum ama burayı beyaz kumu, turkuaz denizi Ilıca'da gördükten sonra dedim cidden doğruymuş. Çok beğendik ama Alaçatı'yı daha çok duyduğumuz için daha güzeldir diye buradan ayrılıp oraya doğru devam ettik. 
Alaçatı köy havasını korumayı başarmış, Rüzgarlı haliyle surf için, yolda gene otostop çekerken aldığımız çift bize nerelere bakmamız gerektiğini anlattılar. 
Bu fotoğraflarda oldukça havalı duruyor bu plaj ama sadece burası denize girmek için tek yer ve denizi taşlı. Zaten genelde butik oteller var. Sahil şeridinin büyük bölümü surf için kapatılmış. Ama gezilebiliniyor.
Otostopcu arkadaşlarımızın:P sölediğine göre milyon dolarlık evlermiş Port Marina evleri, koya sıfır teknelerle giriliyormuş önlerinden. Biz Alaçatı turumuzu bitirip Ilıca'nın denizinin daha güzel olduğuna kanaat ederek oraya dönmeye karar verdik. 
Ilıca'ya girer girmez yeniden aynı konuşmalar dilimizdeydi, Özellikle Sheraton Otelin sahil şeridi müthişti.Böyle birşey olamaz İncecik bembeyaz bir kum, su cidden içtiğimiz su kadar berrak, yavaş yavaş mavi turkuaz ve lacivert olarak dağılıyor. 
Yüzmeye doyulmaz ama ara verdiğimizde muz'a bindik. Grup öyle keyifliydi ki makara gırgır 15dakika denizde bir oraya bir buraya savrulduk. Ama fotograf makinamızı almamışız yanımıza diğer çiftin ve kızların makinalarındaki fotoları istedik. Mail adresimi verdim bakalım unutmayıp atarlarsa koyarım fotoğraflarıda.
Deniz öyle güzeldi ki, fanteziye bak ki alıp eve getirmek istedim, Aklımızda kalbimizde hala orada. Sezen Aksu boşuna şarkı yapmamış Kalbim Ege'de kaldı diye. 2 güne sığan süper verimli bir tatil oldu. Senelik izinlerimize kadar beni oyalar:) Supermario hala mesailerde çünkü
Dönüş yolunda İzmir'de Bornova'ya uğrayıp karınlarımızı doyurduk, 
İzmir çıkışına kadar bize arkadaşlık eden bu bulutuda eve getirmek istedim, Oraların herşeyi ayrı güzel sanki.
1380 km'lik yolculuğumuz bitti ama tadı damağımızda kaldı.
Sayısal Lotoyu tutturursa Supermario söz verdi alıcak bir tane ev Ilıca'dan Shereton'ın orası favorim:P

14 Haziran 2010 Pazartesi

Karı&Koca Haftasonu Kaçamağı, Çeşme,Alaçatı

Oysa Cumartesi Yeşo ile Bebek Şenliğine katılıp, Pazar'da Şileye gideriz diye düşünmüştüm. Supermario 22:00'de eve geldiğinde taşan enerjisini maaşına zam yada ek ikramiye olarak algılasamda başta, yerimden kıpırdamadım. Meğer C.tesi tatilmiş nasıl havalara uçtuğumu anlatamam. Salonun ortasında kendi sesimizle kendimiz dans ettik. Şu sıralar uzun mesaileri beni çıldırtmış olmalı. Başta benim planıma sadık kalsakda biranda dengeler değişti ve Çeşme'ye gidelimmi derken bulduk kendimizi. Olurdu olmazdı derken supermario makinadaki çamaşırları asarken bende bavul hazırladım. 23:00'de yolda plan yapar haldeydik.
Hem plan yapıyor; Önce Çeşmeye gideriz, Urla'ya da uğrarız aa Alaçatı da mutlaka gitmemiz gereken yerlerden" hemde ağzımız kulaklarımızda yarım saat içinde otobanda şehirler arası yolculuk yaptığımıza şaşırıyorduk. 02,30'da Bursa Mc donalds'da yemek arası verdik uyku gözümüzden akıyordu. Mc'in açık otoparkında, yanımıza aldığımız pikeleri üzerimize örtüp 03:00- 05:00  uyku arası verdik. Öyle tatlıydıki arabada uyumak. 05:00'de uyanıp yola devam ettik.
İstanbul -İzmir 556 km 6,5 saatte ulaştık. Önce Urlayı gezdik. Ama Çeşmealtını daha çok beğendim ben. Evler masal gibiydi. Urla Halkı yardımsever olsada sorduğumuz soruları bilememeleri şaşırttı. Nereler gezilir? Neler yapılır? Kafa dinlemek için tatlı bir yerdi.Emekli olduğumda yaşamak isterim deniz kum güneş.
Çeşme'ye vardığımızda önce otele yerleştik. Çeşme Merkez'de Sesli Otel'de kaldık. Lüks beklentisi olmadan Otel'e çok para bayılmadan tüm gün gezip sadece uyumak için Otel'e gireceğimizden ihtiyacımızı karşıladı. Aç olan karınlarımızı Kumrucu Şevki'de doyurduk. İstanbul'dakilere göre çok minikti. Supermario beğenmiş olay ekmeğinde bitiyor dedi. Ben yemedim tabiki salam sosis sevmediğim için, Bana göre patates kızartması, Çalışanlara göre çipss'le doydum. FB'nin çevirmeni Samet'de ordaydı, Supermario baştan aşağı fb tshirtü ve şortuyla olunca çok ilgi gösterdi:)
Çeşme'de deniz süperdi ama hiçbiryeri bilmediğimiz için ve evler sokaklar birbirine benzediği için epey dolaştık.Yolda deniz'e gitmek için otostop yapan çiftleri alıp hem onlardan gidicek yerler öğrendik hemde onları sıcaktan kurtarmış olduk. Önce Aya Yorgi Koyundaki paparazi beach'e gittik. Ardından Dalyanköy'deki Kocakarıplajına. Denizin mavisi daha önce hiç görmediğimdendi.
 Artık şehirleşmeye başlamış Çeşme hem çok büyük bir İlçe, hemde  müthiş huzur veriyor. Neredeyse katlı bina yok hep villa tarzı evler ve en eskisi bile çok bakımlı. Yeşillik içinde her evin bahçesi otoban kenarlı envai renkde çiçeklerle kaplı. İnsanlar çok cana yakın. Biz bir koyu bulamadık sorduğumuz araç sahibi yolunun üstü olmamasına rağmen bizi oraya kadar götürdü.
Saat 18:30'a kadar denizden çıkmadık. Yüzdükçe yüzesimiz geldi. Su çok güzeldi.
Akşam  Önce karnımızı doyurmak için sahildeki Bistro Penguen'e oturduk. Balıklarımızı söyledik biramızı söyledik, sahil bir yanda diğer yanda yunanistan'ın Sakız adası manzara şahane. Yan masamızda da Mustafa Denizli vardı. Bjk'yi rahatsızlıgından dolayı bıraktığını söylemişti. Ama masası envai çeşit içki doluydu nasıl bir rahatsızlıksa bu:P 
Birde balık restorantlarında genelde kediler dolaşır burada adam kediler yüzünden oturmayacagımızı anlayınca bende makina var kaçırıyor demişti. Şaka sanmıştık. Sonra bır baktık cidden öyle belinde telsiz telefona benzeyen alet basınca bir ses yayılıyormuş biz duymuyoruz ama kediler duyup kaçıyorlar. Müthiş bişeydi çantama koymayı düşünüyorum. 
Yemekten sonra etrafı keşif ve her tatil beldesinde bulunan hediyelik eşya satan dükkanları gezdik. Sakız reçeli aldım denemek için sabırsızlanıyorum.
Rumeli Dondurmacısından Sakızlı dondurmalarımızı aldık ve Otele doğru yola koyulduk yarım gibi.
Supermario  iyiki gelmişiz deyip durdu minik tatilimiz boyunca, bende iyiki dedim senin gibi kafadengi bir kocim var karısı hayal kurunca kocası oturalım amann boşver yapmıyor destek oluyor.
Sen olmasan benim aklıma gelmezdi yarım saatte bu çılgınlıkları yapmak iyiki varsın beni hep çok sev dedi.
Tek arzum bebimiz oluncada kafamıza eseni istediğimiz an yapabilmek:)

Bodrummu Çeşme mi ? denir ya hep. Bodrumun gece hayatı çeşme'nin denizi doğası diyorum.

Yarın: Ilıca& Alaçatı yazısı