29 Ocak 2014 Çarşamba

uf be tukucum be ne kadar zaman olmuş

canım ilk göz ağrım blogum,
biliyor musun hep yazmak istiyorum ama hiç vakit olmuyor.

bebi büyüdü,
supermario ile biz büyüdük.

bol bol anne babalık yapar olduk.

sen benim unuttuklarımsın tuku, gelip burayı okuyup hatırladıklarımsın:))

buraya gelip okuduğumda ne çocukmuşum dediğimsin.
ne tatlıyız
ne melankoliğiz
ne gezmişiz,
ne içmişiz,
ne üzülmüşüm,
ne ağlamışım,
ne sevmişim
ne sevilmişim,
ne iyi arkadaşmışım,
ne düşüncesizmişim
ne fazla detaycıymışım
ne gıcıkmışım
ne aşıkmışım
dediğimsin.

sen ayfertito'sun sen buku'sun sen aku'sun.
bana tuku diyen  sevdiğim arkilerimi hatırlatansın.

30 olucam yakında. ama hala içim kıpır kıpır, ne kendimi 30 hissediyorum ne gösteriyorum iyi mi kötü mü bilemedim.

tek bildiğim beni hep sevdikleri ve kendi mutlu olduğum gibi içten ve hiperaktif giricem yeni yaşıma da.



9 Eylül 2013 Pazartesi

yarım konuşmak

top : dop
su: şhu
babaanne: mamanni
anneanne: anane
zehra: gudüv:
baba adı öbür
baba gitti : baba hitdi
git: dit
kaç yaşasındasın : didi ( iki)
otur: oduy
gel: del
bitti: biddi
adın ne : hügga
ebru: ebyu
allah allah: ayyah ayyah
hadi be: hadi nee
acı: aciyy
1-2-3 : bi di
mutfak: mudlak
aşkım: akkım
nurdan: nunu
hala: aya


Annecim bu yarım yamalak şebelek maymunu konuşmana ölüyorum cümle kurmaya da başladın. cumartesi günü "anne baba hitdi" ilk cümlen oldu. sonra bunun anneanne babaanne dede hala nunu versiyonlarını arda arda sıraladın. Sanırım iplik sökülmeye başladı nihayet :)) Her söylediğimizi yarım yarım söylüyorsun ilk aklıma gelenleri yazdım unutmadan. Ekliycem üzerine akşam eve gidip seni mıncırdıktan sonra kalanları

21 Ağustos 2013 Çarşamba

atlantis

Pazartesi
İş çıkışı direkt anneme, bebi'nin yanına gittim.
Supermario biraz mesaiye kaldı ama çok geç olmadan 8'e doğru geldi.
Anneme çiçek almış gelirken. Annem çok mutlu oldu görünce. Ben de çok sevindim.
Fazla durmadık indik hemen arabaya. Bir baktık koltukta bir demet de bana almış.

Cevo'ya geçtik. Bebi'nin 2 gündür yanında olmayışımızın acısını oyun parkı ile çıkaralım diye.
Önce yemek yedik sonra atlantis'e geçtik. Bayadır gitmiyorduk yeni bir sürüüü oyuncak gelmiş.
Hem supermario hem ben hem bebi için eğlenceli bir lunapark akşamı oldu.
Geç olmadan eve dönelim dedik ama yine saati 22:00 yaptık çıktığımızda.
Lador'da bebi uyur diyorduk ama uyumadı eve kadar bekledi. Arabadan inince bidt dii (bitti) diyor :)

Eve girdik sarı kafa hemen emziğinin peşine düştü uyku gözünden akıyor emmi ve şu ( emzik ve su) yanına alıp yatağa geçti. Yanına yatıp birbirimize sarıldık. Sonra o sıkıldı yüzüstü yatıp elini yastığın altına soktu bebekliğinden beri yaptığı gibi ve 5 dakikaya kalmaz tırtıngen olmuştu.

Böyle anlarda erken uyutup salona girenin havası çok olup statusu artıyor bizim evde.
Supermario vayyy diye başladı hemen ben koltuklarım kabarık uyku sırasını çabuk savmanın haklı gururuyla oturdum.

salı
dün akşam nasıl geçti haberim yok. iş çıkışı Aslı'lara geçtim bebi ve esla oynadılar. Sonra supermario geldi biraz takıldı oradan yeeni eve uğradık. Sonra eve geçtik 1saat rzl'le telefonda konuştuk makara gırgır derken zaten ben toktum 2tabak ama bildiğin yemek tabağı dondurma yedim. carte d'or çilek çikolata kaymak üçlüsü olan kutu bu yaz benim en büyük arkadaşım oldu. takıldım mı takılıyorum serimin en başını çekti. koca kutuyu kendi başıma bitirdim.
Kendim tokum bebi'ye zaten babaannesi yedirmiş supermario'yada tok muamelesi yapmıştım ki çocuk açlıktan ölüyormuş. Hemen hızlıca ona bir şeyler hazırladım ama saat çoktan geçmişti. Biraz bebi ile oynadık öpüştük koklaştık uyku saati geldi. Sıra supermario'da olduğu için digiturk iQ'dan yalan dunya'yı açıp izlerken uyuklamışım. Uyanıp bebiyi uyuturken kendi de uyuyan supermario'yu uyandırdım yanıma geldi bugün pasaportunu uzatmak için emniyete gidecekti. İşleri yoğunmuş iptal mi etsem diye bana sormuş bende etme demişim baya bir konuşmuşuz. O sormuş ben cevaplamışım ??
ama ben hiçbirini hatırlamıyorum. Uykulu halde yaptığım diğer hiç bir konuşmayı hatırlamadığım gibi.
Uyur gezer değilsem de uyur konuşur bir insanım ( hem annem hem supermario söylüyor ben de böyle olduguma inandım artık el mahkum)

19 Ağustos 2013 Pazartesi

dün

Dün gece bebi anneannesi'nde kaldı.
Biz eve sabaha karşı sürünerek girdiğimizden ve sabah işe kalkmak zorunda olduğumuzdan, resmen yatağa ayağımızı soktuğumuzda uyumaya başlamıştık.


Sabah oldu evden çıktım, burnumda tütmeye başladı kokusu.
Öğlen yemeğinde bir koşu gittim yanına.

Cumartesi yine geç bir saatte Marketten 50'lik bez alıp çıkınını eline tutuşturup anneme bıraktığımızdan çok kıyafet yoktu yanında. Ablam niso'mun taa 15 yıl önceki sakladığı kıyafetlerinden çıkartmış.

Bugün gidince üzerinde pespembe çıtçıtlı badi ile dolaştığını görünce pek güldüm haline.

Beni görür görmez hemen supermario'yu sordu. Genelde eve birlikte girdiğimiz için hep gözleri  arıyor baba çalışıyor değince, dışarı çıkmak istedi. Balkona gidip kuzenine bağrıyo ebyuuu  (ebru) sanırım 10 kere söyletmişimdir öyle tatlı ki konuşması yarım yarım.

Supermario'yu arayıp konuşturdum. Fasülye yediğini anlatmaya çalıştı telefonda.
sarılmaları, masanın ayaklarında ce ee oynaması çamaşır sepetiyle evde sürünmesi mutluluğuyla 1saat 5 dakika gibi geçti ve işe dönmek zorunda kaldım.

Akşam olsun yanında olabileyim diye saat sayıyorum şuan.


14 Ağustos 2013 Çarşamba

2 yaş

Kitapları,
sana okuduklarımı,
gördüğün her şeyin ne oldugunu sormanı,
yatarken elinle yüzümü kavramanı,
mırın mırın ta karnından anneieee diye sana dokunmamı istemeni,
buradayım annecim yanında yatıyorum değince cuk cuk emziğe devam etmeni,
canın uyumak istemiyorsa su içmeyi, ya da o anda beni sevmek istemenle sana birşey demeyeceğimizi bildiğinden devamlı bu ikisini bahane edip yatağın içinde oturmanı,
sabah öğlen akşam farketmez ne zaman uyansan gülerek yanımıza koşmanı,
annemm akkımm ( annem aşkım) diye bana sarılmanı,
duduktan öpiyim annecim değince oyun oynasan bile koşup öpücük verip geri dönmeni,
dondurma isterken işaret parmağını yalamanı ve bize gözlerini devrerek Sad Sam peluş kuçu gibi bakışını,
direttiğin her ne varsa sana açıklama yapılınca ilk baştaki kadar fevri olmayışını,
hareketli ama asla mız mız ya da hırçın, ağlak bir çocuk olmadığını,
gözlerinin taa içinden gülüşünü
supermario ile hararetlendiğimiz anlarda sesimiz yükselirse yere yatıp tavana bakışını,
dedene düşkünlüğünü,
düldül arabasına aşkını,
hadi oyun oynayalım diye beni odana götüşünü,
tuvaletini yapmak için ne kadar kıyı köşe varsa oraya saklanıp yüzünde beliren konsantrasyona güldüğümüzü gölünce utanışını,
çiçekleri, minik hayvanları canlı olan her şeyi sana bebek o annecim diye öğrettiğim için bebeee diye kokladığını,
nisoşkanın kedisine mandi diyişini,
15 aylıkken bir yoldan geçmiştik duvarını yeni boyadıklarını faketmemişiz sen elini sürünce ellerin kapkara olmuş çok ağlamıştın, dün akşam üstü yine o yoldan geçtik avuç içlerini ve duvarı gösterip bıdır bıdır saydın hafif ağlamaklı. fil hafızanı,
minik burnunu,
minik ayakklarını,
hıhuuu deyişini

kalbime sokasım bir daha çıkarmayasım geliyor annecim.
seni kocaman seviyorum kocaman!

13 Ağustos 2013 Salı

1yıl önce 1 yıl sonra


* - Bundan bir yıl önce supermario bana yalnız tatile gitmek istiyorum dese direkt boşanalım der kesip atardım.
Şimdi gidilebilir geliyor?
Aklına karpuz kabuğu sokmaya gerek yok tabii :D
Hani bir gün talebi olursa hala bu ruh halindeysem izin veririm yani.

* - İş yerinden sevdiğim arkadaşlarımdan biri bu gezi parkı zımbırtısı yüzünden çıkarıldı çok mutsuzum

* - ayfertito izinde hala onu çok özledim.

* - Pno bize çok yakına taşındı, sık sık görüşüyoruz. geçen kıyafetlerimi ayıkladık. bana olmayanları ona verdim 34 beden her şey cuk diye oldu. Onun kıyafetleri de bana olsa keşke nerdeee . Sanırım bir daha hiç 34 beden olamıycam. ümidimi kestim. Geçen sene bebi'nin ilk yaş gününde 34müşüm o zaman giydiklerim şimdi kasıyor ciddi ciddi.

* - Sln'le kız partisi verdik geçen akşam. 7 kız olduk toplamda. rakam tek olunca Nsl'i fasülye oldu her oyunda:))) bu komik ismi de anlatsam şimdi hiç komik olmayacak olan o an çok güldüğümüz klasik makaralarımızdan birinde taktık. Menüyü belirledik erkekler evden gitti biz de güzel bir yemek yedik önce sonra dvd 'ye en ağlak aşk filmini takıp salya sümük ağlaya ağlaya izledik. Ardından da genelde kızlı erkekli oynadığımız katil kim oynadık. çok güzel bir geceydi.

* - Bebi'yle aşkımız çok büyüdü. Dillendikçe daha da tatlı oluyor dün annemle aramıza alıp trablusgarp dedirtmeye çalıştık gabadi dedi:D  söyleyemediği kelimelere başka uyduruk şeyler diyor.

* - Bire bir çakma supermario oldu bebi. koltugun üzerine elinde dergi ile çıkıp tavandaki sinek'i öldürmek için zıpladı. indi aşağı bu sefer bebi çıktı aynısını yapmaya. tripler el kol hareketleri aynısı.

* - bu akşamdan için dün Eek mesaj yazmış yarın bizdesiniz yemeğe diye ama hiç gidesim yok. Deniz kenarında olmak istiyorum.

8 Temmuz 2013 Pazartesi

dün bugün

Kaşı Beyaz'ın kahvaltısını çok kişiden duymuştum güzel diye. Bir kesim o kadar para verilmez bir kesim değer diyordu. Dün yani pazar sabahı taa Florya'ya gittik Kaşı Beyaz için. Dedikleri kadar vardı yok yoktu gerçekten. Ama beni en çok oyun alanı cezbetti. Jetonla oynanan envai çeşit oyuncak ücretsiz ve hepsinin başında kızlar çocuklarla yemeklerini yedirmesine kadar ilgileniyor. Develi'de de oyun alanı var ama buranın 3'te1i etmez. Buranın bahçe oyun parkı ayrı içerideki game center'ı ayrı güzeldi. Bebi'nin Supermario'ya düşkünlüğünü geçersem eğer son zamanlarda en rahat geçirdiğimiz vakit oldu. Biz rahatça kahvaltımızı yaptık o da gönlünce oynadı.
Ben de yorumumu yapayım kesinlikle değer. Verilen paranın hakkını hem sonsuz kahvaltı çeşidi ve lezzetle hem de ambiyansla çıkarıyorlar.

 3,5 gibi oradan kalkıp Aqua Florya'ya geçtik. O nasıl bir manzara. Güneş'in tepede olduğu bir anda ve karnımız tıka basa dolu gittiğimiz için açık alandaki cafelerin manzaraya karşı tadını çıkaramadık ama çok çok beğendik.

  Bugün ise Supermario ve Bebi baş başalar evde. Bebekliğinden beri çok kere ikisi kaldılar tüm gün. Supermario bebi'ye yalnız başına bakmaya alışık. Anneanne veya babaanne'nin işi olduğunda ya da ben izin alamadığımda hep Supermario izin alıp ilgilendi bebiyle. Zaten çoğunlukla bebi supermario'ya yapışık şekilde yaşadığı için zorluk çekmeyeceğini biliyorum. Sabah 7,30'da uyanmış ve 2kera altını değiştirmiş :) Kahvaltıdan sonra dışarı çıktılar. Şimdiki zamanlı cümleler kuruyorum çünkü yarım saatte bir arıyor durum raporu veriyor Supermario. Ben de yanlarında gibi hissediyorum kendimi:) Şimdi arabayı bakıma vermiş bitmesini bekliyorlarmış oradan top havuzuna geçeceklermiş. Yerim ben bu ikiliyi!

2 Temmuz 2013 Salı

bazı sırlar

Bugün aslında dün gece emrh'larla ne kadar güzel vakit geçirdiğimizi yazacaktım,
ama öğlen bir arkadaşımla yemekte buluştuk ve gündemim tamamen değişti.

Bana bir akıl danışmak istediğini söyledi. Genelde çevremdeki çoğu insanla böyle paylaşımlar yaşadığım ve sağolsunlar fikirlerime güvenip yorumumu merak ettikleri için açıkcası anlatacaklarını çok merak etmedim tahmin ediyordum çünkü anlatacağı çoğu şeyi az çok.

Sancılı bir süreç yaşıyorlar eşiyle. İkisi de canım kadar sevdiklerimden.

Anlattıklarından sonra içimde iki şey kaldı.
Ben bu bildiğim şeyin vicdan azabıyla nasıl yaşarım. onun bana verdiği sır omuzlarımda yük, boğazımda yumru oldu.
İkincisi de, şahsen hayatta her şeyin bilinmesi taraftarı olmadığımı anladım. Bir taraf telafisi olmayan bir şey yaşadıysa, yaşadığı ona kalmalı. İtiraf etme aşamasına girip karşı tarafın masum kalan düzeni bozulmadan üzülen insanı, insanüstü çabayla geri kazanmalı.

çok üzgünüm, zaten çok ağladım. moralim çok bozuldu.

hatalı tarafın elle tutulur yanı kalmamış ama geri dönmek istiyor. üzülen taraf ise biraz daha güçlenmiş artık olmaz bu iş diye kabullenme aşamasına geçmişken, hatalının tekrar dönmesi olayın seyrini değiştirebilirdi. Ama hatalı taraf bizim bildiğimiz kadar masum hatalar yapmamış ciddi hatalar yapmış:(  üzülen taraf hataların bu kadarını tahmin dahi etmiyor.  Hatalı taraf benden yarım bekliyor üzülen tarafı geri kazanmak için.

Ben ise keşke bilmeseydim diyorum. Şimdi her yüzüne baktığımda aklıma gelecek.
bildiklerimi bilmiyormuş gibi davranıp üzülen tarafa nasıl diyeyim döndü kabul et diye. Olaylar masumiyetini yitirmiş. Diğer taraftan hatalı taraf anlattığı kadar pişman mı hatalarından ya nefsine bir daha yenik düşerse.

çok sıkıntılı.. Allah kimseye yaşatmasın

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Kısa Kısa


  • Supermario'ya dedim ki anne olduktan sonra kedilere çok üzülüyorum sokaktalar açlar, geçen bir belgeselde yeni doğan ayakta durmaya çalışan lama'yı yediler ne ağladım. Supermario'dan gelen cevap; ben de ben de Sineklere bile hadi  kızım git buradan diye söyleniyorum. Bizim bu muhabbetimiz duyan Emr'e yerlerde 
  • Sln, emr, rsl, mrv, elf, emi, aymet'lerle çok sık görüşsek de bol bol özleşiyoruz. Hafta sonu görüşememiştik bugün Sln'e dedim ki 2gün oldu görüşemedik özledim gel, o da; aklımdaydın ben sana diyecektim sen demişsin dedi. Yarın için program yaptık.Üzerine Emr'e ile standart whatsap geyiklerini yapıyorken yarın Sln bizde dedim.Özlemiştim gel dedim o da beni özlemiş geliyor diye anlatıyordum ki Emr'e bombayı patlattı,Supermario'yu 15 yıldır tanırım bir gün özledim gel demedi bana diye. Haha ne güldüm ne güldüm. Erkekler birbirlerine özledim demezlermiş kızlar diyormuş ne güzelmiş. Gel seni de özledim dedim dünden davet bekliyormuş meğer piki dedi:p
  • Yakında rsl ve mrv ile komşu oluyoruz pek güzel oldu.
  • Tatile çok az kaldı bu sene bebi daha fazla bilincinde olacak ona çok seviniyorum
  • Dün akşam 23:30'da Supermario patates kızarttı. Tok karnımıza tam 1kg patates kızartması yedik. Ben bebi'yi yatırırken hazırlamış içeri bir girdim loş ışık yerlerde güller, bir de mum yakmış çok romantik bir patates kızartması yedik haha.
  • Dün supermario'ya dedim ki; banyo mobilyasını yapan ustayı arayıp çamaşır makinası için yapılacak bölmeyi 5 cm uzun tutsun kapak yaptıralım mis gibi makina gözükmesin. Tamam ara dedi. Ben değil sen arıycan dedim. Niye ben arıyorum diye bir çıkış yaptı ki sanırsın ben erkek o kadın. Bir şeyle de sen ilgilen diye vızırdamaya başlayınca ben,yarın ararım dedi, şimdi ara niye yarını bekliyorsun dedim. Başladı söylenmeye yok mobilyalar bu hafta takılacakmış olmıycak birşey istiyormuşum da bıdır bıdır. Beni yarın ararım diye başından savmak yerine açıklasana kaçırmışızdır o aşamayı  diye dedim. Aklıma gelmedi zaten yarında aramazdım yapamıyormuş derdim dedi. Klasik supermario armut piş ağzıma düş:)
  • Temmuz ayına girdik ama 2 gündür yağmur yaş geceleri serin de oluyor.
  • Sanırım bebi yarım konuşacak akkım diyor (aşkım) adını söyle diyoruz huggar, canım de diyoruz anım ama öyle şeker ki keşke totosunun üzerinde oturabilse 7/24 cümle kursa bize
  • tüm güm uyumama rekorunu 16 saate çıkardı. sabah 7'de uyanp ki 23'ü geçiyordu yattığında. Artık mecali kalmadığı anda dışarıdan müzik sesi geldi yattıgı yerden işaret parmaklarıyla tempo tutuyor  yerim eşek maymunu

18 Haziran 2013 Salı

akşam eve insan gibi yürüyerek gidilmez

akşam iş çıkışlarında supermario ile kapıda karşılaşıyorsak eğer,
İnsan gibi yaptığımız tek şey öpüşmek,  sonrası tazı macerası.
koşmaya başlıyoruz.

merdivenler çıkarken özellikle
hile hurda ayak kaydırma herşey mübah.
birbirimize çelme takıp, sırtından çekmek ya da gıdıklayıp zaman kazanmak en rağbet görenlerden
Kapıya ilk ulaşan kazanıyor. Hedef ve tüm uğraşlar bebi kapıda ilk beni görsün çabası.

3 Haziran 2013 Pazartesi

Gezi Parkı Bahane

Nereden başlasam Bebi;

En büyük hayalim ileride bu günlüğü okuduğunu düşünmek.
Şimdi yazacaklarımı da annem babam birebir yaşadı diye iliklerine kadar hissetmen için uzun uzun yazacağım.
Nede olsa bizden sonrakiler için şimdi tarihi biz yazıyoruz.
O vakit yalan yanlış taraflı medyanın yazdıklarını değil bizzat kendi kaleme aldıklarım sana kalsın dedim.

Olay Taksimdeki Gezi Park'ında ağaçların sökülüp yerlerine avm vb gereksiz işler yapılmasını protesto eden her doğa olayındaki gibi bir kaç insanla başladı..
Başbakan Tayyip Erdoğan orayı kimlere peşkeş çekmişti ki  hepi topu 20-25 kişiyle başlayan safiyane eyleme adeta şahsi askeri olan polisîyle en yüksek tepkiyle karşılık verdi.
Onlarda emir kuluydu abandıkça abandılar protestoculara. Polis'in "dağıt değil" bilakis "vur emri " almışcasına uyguladığı kontrolsüz güç, konuya ilgisi olan olmayan herkesi topladı gezi parkına.

Sosyal medyada örgütlenen (twitter, facebook ) halk Oturma eylemi yaptı parkın içinde. Çadırlar kurdular, gece bekçisi oldular, salıncaklar kurup çekirdek çitlediler, su böreği yediler, kitap okudular parkın içinde. Bak dikkatini çekerim herhangibir taşkınlık olmaksızın parkta yaşayıp nöbet tuttular ağaçlar kesilmesin diye. Ve bir sabah uyandıklarında çadırları yandı, aniden gaz dumanına maruz kaldılar.

Ne olduklarını ilkinde oldugu gibi yine şaşırdılar. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın demeçleri havada uçuştu.
3-5 çapulcunun lafıyla hareket etmeyeceğini söylüyordu.

Başta herkesin tek derdi ağaçtı ama diktatör tavırlar ben ne dersem o olur cümleleri hepimizi çığrından çıkarıp  sivil bir direnişe çevirdi olayı. Bu sırada twiiter'dan an be an Polis'in halkın yanında değil karşısında yer aldığı yüzbinlerce fotoğraf düşüyordu önümüze. Taksim'de insanlar tartaklanıyor, kadınlara çocuklara gaz bombaları atıyordu polis. İStiklal caddesi savaş alanı gibiydi annecim. Tüm bunlar olurken ulusal basın ve hiç bir tv kanalı olayları göstermiyordu. Herkes Tayyip Erdoğan'a göbeğinden bağlı olduğu için tek kare görüntü vermiyordu kanallar. Yıl 1956 değil 2013.  Yani evinde twitter veya facebook'u olmayan kimse ki bu büyük bir çoğunluğa tekabül ediyor kimse olaylardan haberdar değildi. CNNTURK, HaberTURK, NTV hepsine kızgınız.

 Tematik haber kanalı oldukları halde gösteremediler yaşananları. Sen g.t korkusu de ben yalakalık diyeyim anneciğim.

Biz babanla hafta içi katılamasak da #sivildirenis'e c.tesi bagdat caddesinde onbinlerle birlikte yürüdük sen de vardın yanımızda. Starbucks İstiklal caddesi'nde savunmasız masum halk polis tarafından gaz bombası yerken sığınmak için kendisine koşanları içeri almadı. Kepenklerini kapatıp kıyama göz yumdular. Bagdat caddesi senin döneminde nasıl olur bilmiyorum ama bu dönemde çok popüler bir ilçe, cadde'deki tüm starbucksları halkın creme de la creme tayfası hepsini tek tek kapattırdı. Pazar da beşiktaş'a gittik. Direniş'in 4. günü olmasına rağmen halk akın akın meydanı dolduruyordu. Sen yine yanımızdaydın. Sabah çıktık akşam girdik eve dumanı da yedik korkuyuda hissettik. Ama direndik.

 Ne için? Amaç ağaç değildi artık ama hükümeti de devirmek değildi tabii ki. Amaç; nerede içki içip içemeyeceğinden, çocuk doğurmama özgürlüğüne kadar atacağı her adıma karışan ve egosu kendinden büyük bir adama karşı birlik beraberlik içinde olmaktı.
Olduk da anneciğim. kar topu gibi büyüdük. Tek yürek oldu halk. hiç bir televizyon kanalı olmadan tamamen twitter ve fbook üzerinden başlayan sivildireniş 80 küsür il'i olan Türkiye'de ve dünyada yankı uyandırdı. Madonna bile destek çağrısı yaptı. Türkiye'de 48 il'de 90 ayrı protesto yapıldı günlerce!
Düşün Türkiye'nin yarısı demek!


Bu arada hükümetten çıt çıkmıyordu ama sivil direniş'in olduğu heryere kısıtlamalar geliyordu. Ulaşımı kaldırdılar taksim'e insanlar yürüdü. Barikat kurdular polisler, insanlar aştı. Sabaha karşı gün ışırken insanlar boğaz köprüsünü yürüyerek geçti. Tayyip Erdoğan ortada olup açıklama yapmasa da 3 gün boyunca kısıtlamaları mobese kameralarını kapatarak, interneti 3G'yi keserek insanların birbiriyle iletişim kurmamasını sağlıyordu.

Ve 4.gün bir açıklama geldi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül  ;
Taksim’deki olaylara ilişkin bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Gül, “Sükunetin sağlanması ve konunun yeniden bizlere yakışır bir şekilde tartışılarak neticelendirilmesi için herkesin üzerine düşeni ivedilikle yapacağına inanıyorum” dedi. 
Taksim’deki olaylara ilişkin yaptığı basın açıklamasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şu ifadeleri kullandı: “Demokrasiye, çoğulculuğa ve hukukun üstünlüğüne inanan ve bu yolda daha fazla mesafe kat etme azminde olan Türkiye’de, pek çok farklı düşüncenin, bakış açısının olması, önemli konularda farklı yorumların, yaklaşımların, görüşlerin ortaya çıkması gayet tabidir. Bu, demokratik bir toplumun en büyük zenginliğidir. Esas önemli olan medeni bir şekilde tartışabilmektir: Diyaloga açık olmak, farklı görüşlere kulak verebilmektir. Demokratik bir toplumda, tepkiler istismara mahal vermeyecek şekilde, kurallara uyarak, sağduyu ve sükunet ile verilebilmeli; buna mukabil, yönetenler de, farklı düşüncelere ve kaygılara kulak vermek için daha çok çaba sarf etmelidir.” 
Cumhurbaşkanı Gül, açıklamasına, “Taksim’de bir kaç günden bu yana devam eden ve maalesef dün itibarıyla kaygı verici bir noktaya gelen olayların yatışması için hepimize düşen, daha fazla olgunluktur. Güvenlik güçlerimiz, görevlerini yerine getirirken her zamankinden daha fazla ihtimam göstermeli, müdahalelerinde ölçülü olmaya dikkat etmeli, üzücü görüntülerin ortaya çıkmasına izin vermemelidir” şeklinde devam etti. 
Cumhurbaşkanı Gül, açıklamasını, “Bu sabah başta Sayın Başbakan olmak üzere ilgili hükümet ve devlet yetkilileri ile görüşerek bu hususları kendileriyle de paylaştım. Sükunetin sağlanması ve konunun yeniden bizlere yakışır bir şekilde tartışılarak neticelendirilmesi için herkesin üzerine düşeni ivedilikle yapacağına inanıyorum” diyerek tamamladı.
Cumhurbaşkanı'nın tüm iyi niyetli halkı sağduyuya çağıran ılımlı mesajına rağmen. Gözünü hırs ve ego bürümüş Başbakan Tayyip Erdoğan ise .

  • Sandıkta AK Parti'yi mağlup edemeyenler bu yollarla AK Parti'yi nasıl mağlup ederim onun planlarını yapıyor.
  • Tencere tava hep aynı hava biz bunları önceden de gördük.
  • Partimin tabanı da 'Biz bunlara karşı sessiz mi kalacağız' diye sürekli bizi aradılar ama biz sakin durduk.
  • Onlar Taksim'e 20 bin kişi çıkardıysa, ben 500 bin kişiyi Kazlıçeşme'ye çıkarırım. Böyle bir imkanımız, gücümüz var.
  • verdiği demeçlerle bir başbakandan çok kabadayı uslubuyla ortamı germeye devam etti.

    1. Televizyon'da bir kare bile gösterilmediği için sabah işe giderken servis'te neredeyse herkesle görüş ayrılığına düştüm. çünkü okumuş güya ki aydın ama internetten uzak çoğunluk, insanların yakıp yıkıp, ekonomiyi mahvettiğini, pire için yorgan yanktıgını, zaten de başbakanın ağacı taşıyacağını, neden velvele yapıldığını sorgulayan cümlelerine karşı savaştım.

    Ve annecim sonunda kazandık. Parkı değil belki ama milletçe uyanışımızı, birlik beraberliğimizi, gücümüzü, tek bilek tek yürek oluşumuzu kazandık. Bu da sırtımızı yere getirmez!!

    31 Mayıs 2013 Cuma

    Gezi Parkı

    Taksim'deki Gezi Parkı'nda ağaçların sökülüp araziye AVM yapılacak olmasını protesto ediyorum.

    Olay oradaki yüz yıllık ağaçların sökülmesi değil gözümde,
    o da önemli tabii ama bence hakikat dikta rejimine çevrilen ülkece yönetilme şeklimiz.
    Senin çıkardığın sesi dalga geçer bir uslupla yanıtlayan başbakan.
    Şuursuz yaptığı açıklamaları.
    Ben o ne yaparsa kötü diyenlerden değilim.
    Objektifim, iyi bir şeyse iyi kötüyse kötü demeyi bilenlerden.
    Van minütte yıllarca ezilen Türk'ün azıcık miyavladığında gurur okşanmasını nasıl yaşadıysam.
    IMF'ye boç bitti dediğinde de sevinmedim. Arkasının dolu olduğunu sorgulayacak bir beynim olduğu için.
    Sata sata her şeyi özelleştire özelleştire borç da biter ülke de..

    AVM demek büyük rant kapısı demek. Bir tane marka sahip çıkmıyor yaşanana. Hepsi yer kapma telaşında. Olur da giderse tayyip'in kulağına dürer defterini diye.

    Ama halk birlik içinde. Bu sefer daha yüksek çıkıyor sesler.Yakılan çadırlara, yenen biber gazlarına, darplara kesilen seslere rağmen susmuyoruz. Ve yaşanan olayların bir karesi vardır ya hep. Bence gezi parkı direnişinin en anlamlı karesi bu olacak gözümde. Çevik Kuvvete karşı kitap okuyarak protesto eden adam. Baktıkça tüylerim diken diken oluyor.

    Amacı ülkesindeki refahı ve mutluluğu sağlamak olan bir insanın, halkın sesine kulak kapatıp, elindeki güce egosunu katarak, şahsi kararlar ve rantlarla bu işten geri adım atmamasına yazıklar olsun.

    30 Mayıs 2013 Perşembe

    supraysss

    Şu sıralar evde krizimiz pek eksik olmuyor.
    En popüleri, üstümü değiştirmiycem, yataktan kalktığım gibi dolaşıcam ve 30 küsür derece olan Mayıs'ın son günlerinde kışlık bere takıp evde dolanıcam.
    Birde gece banyoya giricem var ki el kafayı yıkıyor pozisyonda agızda da çıpı çıpı ha bire banyoya girsin.

    Dün tam 1 saat ağladı. Hani laf gelişi 1 saat değil cidden 60 küsür dakika.. sebep dışarıdan eve girdik diye.
    Ne yaptıysak ki supermario bir şeyler yaptığında mutlaka karşılık verir ona bile pas vermedi. Susturmak için sevdiği her şeyi yapmayı denedik ama o kapı ağzında dışarı çıkmak için bekledi. Gidip arabaya binip direksiyonla oynasınmış. O ağladı ben onu taklit ettim. Buna çok sinirleniyor ciddiye alınmadığını düşündüğünden olsa gerek hırçınlaşıp kaba kuvvet kullanıyor yer mantarı. Susmadı susmadı. . hoş supermario'ya kalsa çoktan yapardı dediğini ama izin vermedim. O ağlarken biz yaşamımıza devam ettik ben yemek hazırlığında supermario salata yapımında o yokmuş gibi konuşmalar falan aramıza girip ağlamasına son verip annie baba diye bizi dürtüp efendim dediğimiz anda tekrar ağlamaya devam etti. İstediği olmayınca kendini atmalar, vurmalar cabası.

    Oysa ben sabırsız ve tahammülsüz biriydim eskiden. Kendimi hiç bu kadar hazır hissetmiyordum anneliğe. Onca yaşadığımıza verdiğim tek tepki " normal, yaşıycaz bunları" oluyor. Hoş, supermario sıkıldı her olay sonrası bu rahatlığımdan ama yapacak bir şey yok bunlar yaşanacak şeyler, uzun bir yolculuk her anı gülerek geçmiyor. Yaşının verdiği şeyler ve dönem dönem oluyor ve olacak da. Sinirlensem kaç yazar anlamıyor ki. Bir insan büyütüyor, onunla birlikte biz de büyüyoruz.  Ben krizleriyle bile çok seviyorum bebi'nin annesi olmayı. Her anını dolu dolu yaşamak istiyorum.

    Nasıl sustu onu söylemedim. Banyo'ya girdi yıkandı ve sakinleşti. Sonra yaşamımıza devam ettik hiç bir şey olmamış gibi:)

    24 Mayıs 2013 Cuma

    Bir Tatil Planı

    Supermario; hangi gün gidiyorduk biz?
    - hafta ortası
    Supermario; tamam o zaman ben pzt, salı'yı izin alayım da oğluma bakarım oh miss. Oynaşırız, erkek erkeğe gezmeye gideriz, yemek yeriz. Şimdiden heyecanlandım bak tatilden daha çok. Sen de çatla işe gidince.
    - seni çok seviyorum ben ya..

    16 Mayıs 2013 Perşembe

    hayallerin kadar güzel olsa her sey keşke

    Bir sünnet düğününe gittik geçtiğimiz günlerde
    Düğün, supermario'nun işyerinde bir görevlinin çocuklarının sünneti.
    Supermario'yu öyle çok seviyor ki adam illa davet etmiş. Ayıp olur gitmezsek çok istiyor gelmemizi dedi Supermario. Az çok tahmin ediyordum gideceğimiz yeri ama görünce hem içim aktı hem kendimi sorgulamaya başladım.

    Ortam tam anlamıyla 20 yıl önce düğün salonlarında masalarda muşamba, 2kurabiye 1 susamlı çubuk ve bir kutu meyve suyu olanlardandı. Bir okul'un kantininde düğün, ki bu düğünü bile çok zor şartlar altında yapmışlar. İmkanları çok çok çok kısıtlı.

    İçeri girer girmez bizi gördüklerinde sevinçleri mutlulukları yüzlerinden okunuyordu. Sahneyi gören en güzel yere oturttular sağolsunlar. Herkesle tanıştırdılar, belki hayatımda bir daha görmeyeceğim bir çok insanın elini sıktım

    Anne, baba, iki çocuk, bolca akraba ve İlk defa davul gören bir bebi. Adamın eşi nasıl güzel yüzünde bir gram makyaj yok ama pırıl pırıl cildi iri gözleri iki çocuğa rağmen güzel bir fiziği var. harika olmuşsun diyorum su gibisin.. Gerçekten mi diyor ? Gerçekten çok güzel olmuşsun. Çok sevinip sarılıyor bana. Evet güzel ama öyle hüzünlü öyle çökmüş ki bakışları sanki ruhu yorulmuş orada ama değil gibi..

    Ne bir video var sünneti çeken ne bir fotoğrafçı. Bizim yanımızda fotoğraf makinası vardı ama indirmemiştik kimseleri göremeyince ortada supermario arabadan makinayı alıp geliyor hepsini çekiyor. Ailece, tek, kardeş kardeşe..

     Şarkılar türküler herkes çok keyifli. Bir de dansları çok güzel erkeği kadını miniği yaşlısı kafkas oynuyorlar her biri kuğu gibi salınıyor sahnede. Bebi de onlarla zıpzıp zıplıyor. Ben de dalmış onlara bakıyorum. Aklımdan çok şey geçiyor çok fazla şey.. Beni de kaldırıyorlar eşlik ediyorum bir sağa sola hepimizin keyfi yerinde.

    Yarım saat 40 dakika oturup minik adamların takılarını takıp kalkıyoruz, yolda bir ağlayasım geliyor ığın ığın süzülüyor yaşlar. Bazen insan şansını kaderini kendi belirleyemiyor. Kim bilir çocukken neler hayal eder nasıl bir hayat dilerdi.. Aklımda hep o kadının hüzünlü gözleri var. Hala etkisindeyim...

    Nelere üzülüp kafaya takıyoruz olmasa da olacak olan..
    İnsanlar akşamı nasıl geçiririm derken, keyfi neler alıyoruz, sıkılıp bırakıp bir yenisini daha, bir yenisi daha..
    Düşündüm de en son ne zaman ayakkabım yırtıldığı için yenisi aldım diye? Cevabım yok.. Bir çoğumuzun yok..
    Biraz üzülüp sonra unutuyoruz gördüklerimizi..
    Yaşanmadan bilinmiyor bazı şeyler.. Sadece anlık dahil olup sonra hayatlarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.... Nasıl  kötü bir çark bu hepimizi içine alan..

    29 Nisan 2013 Pazartesi

    haftasonu mu geçti tır mı geçti belli değil

    Cuma akşam dışardaydık arkadaşlarla.
    Arkadaş grubumuzdaki tek çocuklu çift biz olduğumuz ve bebi hep tek olduğu için artık o da alıştı kendini büyük sanıyor. küçük adamım benim. yalnız puseti almayı unutmuşuz oyy diyorum.
    Sırayla herkes bebi'nin peşinde birimiz dinlendi birimiz yedi. 5 kişi seferber olduk arkasında.
    Ama özlemişiz oksijene doyduk deniz çimen arasında.

    Cumartesi akşam da bebi'yi anneme satıp Supermario ile ikimiz çıktık dışarı.
    Önce gezdik sonra bir şeyler atıştırdık en sonda biraz eğlenmek için bir yere girdik, öyle yorulmuşuz ki bir de supermario çalışıyordu c.tesi benden geçmiş diye diye dans etti. Harika geçti vaktimiz ama böyle bitmedi tabii.

    Eve geldik saat 02:00 uyuduk ettik bebi'yi giydir yatağına yatır derken 02,30 yatağa sürünerek girdik. ve ertesi sabah 6,30'da bebi odasından koşarak babaaaaaaaaa diye uyanmasını rüya sandım ama değildi. Bir önceki haftasonu ben rahat uyuyaym diye supermario bebi'yi alıp sabah 07'de dışarı çıkmıştı. Arabayı yıkamaya götürmüşler, markete gidip alışveriş yapmışlar ve kahvaltı hazırlamışlar bu hafta aramızdaki yazılı olmayan sözleşmeye göre:) ilgilenme sırası bendeydi. Göz kapağım yer cekimine yenik düşüyor açmak istedikçe kapanıyorken bebi de pazar sabahları klasik olan yatakda  3'müzün oynadığı bebi'nin çoraplarını çıkarıp ayaklarını yorgana saklayıp çorabını supermario'nun yüzüne atma çığlık kıyamet gülme oyununu oynadık. Ama ben tek başıma bebi'yi kesmedim. Babam ıh ıh dedikçe supermario'nun uykusu bölünmesin diye içeri geçtim. Kahvaltı yaptırdım ona hızlıca ve tv'nu açtım. Akşam içmiş olmanın uykusuz olmanın ayaklarımın altındaki damarların tepinerek dans etmekten hala pıt pıt atıyor olmasının etkisinden olsa gerek salonda içim geçmiş 15 dakika. 9,30'a doğru tukuu sesiyle zıpladım koltuktan, bebi daha yeni katladığım tüm çekmeceleri indirmiş. Cama tırmanırken Supermario farkedip beni çağırmış. kaptığım gibi içeri aldım supermario uyusun diye onunda uykusu bölünmüş yatmadı daha fazla geldi yanımıza.

    Ekmek gazete almaya gitti onlar ben de kahvaltıyı hazırladım. Bir geldiler küsüşmüşler birbirlerine. Bebi ağlıyor supermario daha götürmiycem diye söyleniyor:)) Bebi araba delisi. İlla oturup vitesle oynasın direksiyonu çevirsin. Bunu keşfettiğinden beri oto koltuğunada oturmuyor. Binmesi bir dert arabaya inmesi bir dert. Tamam oynasın diyoruz ama doymuyorda direksiyona.  Öyle olunca bebi oynamak istemiş supermario hadi yeter kahvaltı yapıcaz demiş anlaşamamışlar haha. İkisinide öpüp biraz pohpohladım hemen kendilerine geldiler :p

    Paza kahvaltıdan sonra supermario nereye gidelim dedi yok dedim canım almayayım ben. Yorgunum. Çok isteyince dayanamadım hazırlandık. Dışarısı cehennem sıcağı sanırsın nisan değil ağustos. Açık havada dolaşacaktık ama gözümüz sıcakta yemedi vazgeçip önce Buyaka'yı gezdik öğleni geçmişti saat yemek yedik oradan mutfak alışverişini yapmak için real'e geçtik Meydan'a. Saat 4 ve ben çoook yorulmuştum. Eve gidelim dedim kabul görmedi  teklifim. Cadde'ye gideriz gitmeyiz derken bir baktık cadde'deyiz. Akşam yemeğini yedik hızlıca sonra arkadaşlarla buluşup maçı izlemeye gittik. şaka gibiyiz. bebi hala uyanık bu arada sabahın 06:30'undan beri. Enerjimiz sanki 32 saat uyumuşuz da tepemizdeymiş gibi full. Gece çıkacakmış acısı bilmiyoruz tabii. Zıpladık hopladık bebi maskot oldu kendine arkadaş da buldu onlarla oynadı. altını yeni değiştirmiştim ama kaşla göz arasında altını taşırarak halletmiş değiştirecek yer de yok bulunduğumuz yerde. O şekilde arabaya kadar gittik saat olmuş 23:00 bebi hala uyanık.Uyumadı uyumadı. Hala koşturuyor zıplıyor. Arabaya koyduk pıt dedi gitti. Tam oh dedik eve girmek için arabadan çıkarınca uyandı zınk gözler cin gibi. Hepi topu 10dakika kapalıydı halbuki gözleri. Temizleme el yüz yıkama operasyonu uykusunu daha da açtı, supermario maç yorumlarını rahat izlesin diye sıra onda olmasına rağmen ben uyuttum. benim İçim geçti o uyumak bilmedi. Sonunda nakavt oldu ama gece yarısını geçti vakit. Ardından evi toplamaya başladım gecenin bir vakti her tarafta döküntüler. Supermario bilgisayar tv arazı gidip gelirken uyuyakalmışım koltukta.

    çooook yorgun olarak işe geldim bugün. kafam çalışma masasına en yakın mesafede sürttü sürtecek :) söylenmek için değil bu yazdıklarım herşey tercih meselesi evde sukunetle oturmak veya gezmekten yorulmak. Biz hep b şıkkındayız.
    yorgunluğundan, zorluğundan, uykusuzluğuna kadar her dakikasından çook zevk aldığım bir haftasonu oldu.

    bahar geldi artık kışa kadar aynı tempodayız.

    füüüüü

    evin içinde elini kolunu sallaya sallaya yürüyorken  bebi'den ses geliyor.
    Füüüüüüüüü
    nööööööööö
    şşşşşş
    hııııııııııhh
    meeee

    kelime çıkarmaya çalışıyor sanırım ama bir tane adam akıllı harf yok fü 'yü
     n'pcaksa artık :)))

    26 Nisan 2013 Cuma

    beni sevmiyor musun

    Aşkım akşam hazır annemde bizdeyken dışarı çıkalım ikimiz gezeriz biraz ?
    - hmm
    Hm ne?
    - Karıcım akşam kadıköy'e gideyim diyorum atmosferi bir koklayayım, moda gireyim?
     yani ?
    - yanisi yok gidiyim ?
    piki git aşkım
    - ??
    n'oldu be
    - sen beni sevmiyor musun artık? hemen git dedin trip yapmadın
    ahahaha Supermario şaşırdın kendini seviyorum çok deli gibi hem de
    - ee niye hemen git dedin
    hahaha trip yapsam kabahat yapmasam kabahat mutlulugunla mutlu olmayı öğrendim sevgilim yetmez mi.
    -11 sene sonra mı :D
    evet kötülük mü haha
    - teşekkür ederim karıcım seni seviyorum çok.
    ben dee kocaman, çok eğlen olur mu.




    16 Nisan 2013 Salı

    ilk cümle

    Canım bebi,
    çakma supermario'm
    küçük erkeğim,
    babası ne yaparsa yapan oğlum.
    evde iki supermario var gibi hissediyorum artık.

    O ne yaparsa onu yapıyorsun. Hareketlerinden tavırlarına mimiklerine kadar küçük supermariom oldun sen benim. İlk cümlende evde en çok bahsi geçen şeyden oldu tabii.

     iki kelimeden oluşuyor sayabilirim bunu .birisi haykırış bile olsa onu cümle kabul edeyim değil mi?

    Minik tırtılım ilk cümlen taa içinden neredeyse böğründen koparak gelen ellerini havaya yumruk yaparak kaldırıp Gol bieee gol bieee gol beeee diye bağırman oldu. Ne diyor dedim bir daha söylettirdim bir daha bir daha derken futbol topunu görür görmez başlıyorsun. Fenerbahçe logosunu farketmen de aynı dönem. Sarı lacivert ne görsen baba diyordun şimdi addah diyorsun. Stadın ordan geçerken alarmına basılmış düdük gibi addah addah diye alarma geçiyorsun. 20 Mart 2013.

    Supermario'nun en çok istediği şeydi kendi kadar koyu bir fenerbahçe'li olman. Yolda geçerken herhangi bir yerde tv açık ve maç varsa sen avazın çıktığı kadar gol bieee gol beee diye bağırınca etraftan nasıl güldüklerini anlatamam.

    canım oğlum dillendikçe tadından yenmez olmaya başladın sen. Şikayet bile ediyorsun. İstediğin şeyi yapmmana Supermario izin vermediyse bana ağlayarak gelip baba gılli gılli diyorsun hahaha kopuyoruz. Otorite yerle bir :))

    4 Nisan 2013 Perşembe

    yarın bile özledim

    Çok özlüyorum seni canım oğlum.

    Bu aralar daha bir düştük birbirimize. Sen büyüdükçe iletişimimiz daha güçleniyor.  Her geçen gün kalbim kalbine biraz daha hızlı akıyor sanki.

     İstiyordum ki peşinde gölge gibi dolaşan bir anne olmayayım sen birey ol kendi işini kendin hallet. Olmaya başladı sanki bebi. Herşeyi kendi yapmaya çalışan, etraftan yardım almadan halletmek için inatlaşan minik bir adamsın. Kulağının kenarı da bana benziyor diye dolaştığım 20aylık maceramızda işte bu dediğim gurur duyduğum anlar oluyor bu hallerini görmek meleğim.

    Beni anladığını, benden birşeyler istediğini, bana ihtiyacın olduğunu bilmek öyle deli bir duygu ki. Bazen çok güçlü bazen yetemeyecekmişim gibi hissediyorum sana.
    Güzel gülen yüzün, bembeyaz pamuk tenin, ellerinin üzerindeki minik çukur gamzeler hepsi ayrı ayrı aşk oldu bana..

    Babanla her sabah seni birbirimize anlatıyoruz işe gider gitmez. Evden önce ben çıktığım için o seninle başbaşa 1,5saat daha fazla kalıyor nasıl kıskanıyorum belli değil. 

    Sabah uyandığımızda koynumuza koyduğun ayaklarınla güne başlamak.. Miss kokun..

     cidden anne olmadan anlaşılmıyormuş.. ve annelik nasıl güzelmiş bebi. 

    tavuğa, kuşa böceğe Garga ( karga) demene, utanıp ellerinle yüzünü kapatmana, yüzündeki mahcubiyete, Su damlası akarken şaşırmana, sıradanlığın sende yarattığı hayrete, kızmana, gülmene her haline bayılıyorum.

    Bence sen çok fazla özelsin. Çünkü benim minik oğlumsun. Seninle iki canlı oldum ben kelimeler yetmedi yazmaya doyamadım yine yanında olmaya yüzüne bakmaya. 

    Ve ben..

    dün gece sevgilime ve oğluma sarılıp uyudum.. daha büyük bir huzur yok hayatta...